HeLLSnaKe
03-20-2010, 02:06 PM
Efendimiz bir hadisi şeriflerinde: '' Yaşadığınız gibi ölürsünüz, öldüğünüz gibi de huzuru ilahi de muamele görürsünüz '' buyurmaktadır...
Bu bakımdan yaşayışımız, imani, islami mevzularla dopdolu olmalı, asrın fitneleriyle sökülmez hale gelmelidir...
Bir insan inançlarına kafasında ne kadar yer verir, gönlünde ne ölçüde besleyip büyütürse ölürken de o nisbette onunla meşgul olur... Şuur altında yerleşmiş olan o meşguliyetin tekrarıyla son nefesini verir... Yani hayatında neyi fikretmişse ölürken onu zikreder...
Yaşlı amca yatağında baygın yatmaktaydı... Doktorlar:
- Bize düşeni yaptık, gerisi Allaha kalmış diyorlar, başka birşey demiyorlardı...
Zaten ayak ucunda bekleyen oğluda ümidini kesmişti... Babasını tanıyanlar ona ibadet kavisi diyorlardı... Yani bu kadar sene ancak ibadet kuvvetiyle yaşanır demek istiyorlardı... Ama ne kadar yaşanırsa yaşansın akıbet ölümdü...
Nuryüzlü zat, baygın yatmakta olduğu yataktan aniden doğruldu...
- Oğlum Arif, çabuk ıbrığı getir... Abdest alacağım... Baksana ezan okunuyor, cemaate yetişmeliyim, diyordu...
Oğlu Arif ıbrığı getiriyor, yumuk göz, zor aldığı nefesle hayalen elini kolunu yıkıyor, abdestini alıyor, cemaate yetişiyor, imamla beraber iftidah tekbirini alıyor...
- Allahü Ekber, diyor ve ruhunu teslim ediyor...
Ömür boyu namazla, cemaatle meşgul olan, dünyayı sadece eline alıp, gönlüne koymayan nur yüzlü zat, nasıl yaşamışsa öyle ölmüştü....
Şimdi tabloyu değiştiriyor ikinci adama bakıyoruz....
O da aynı birinci adam gibi 80 yaşina kadar bir ömür sürmüş... Ama bunun tek hedefi varmış... Para kazanmak, zengin olmak...
Para kazanmak, aslında iyi birşeydir... Ama parayı ele, imanı-islamı gönüle koymak şartıyla... Fakat bu böyle yapmadı.. iMANI- İSLAMI koyacağı gönlüne parayı koydu... Benliğindeki iman merkezlerine hep kazanç hırsını yerleştirdi...
Çok para olduğu için inşaatçılık yapıyordu... Bu iş benliğine o kadar işlemişti ki... Gece-gündüz hayalinde hep bunu besliyor... Nitekim rüyasında dahi '' Çakıl getir, kum getir '' diye sayıklıyordu...
Ölüm döşeğinde de aynı şeyleri tekrarlamaya başladı...
'' Çakıl getir, kum getir '', '' Çakıl getir, kum getir '' ......
Bir tanıdığı yanına gelince onun bu halini anladı... Ve kulağına eğilerek fısıldadı:
- Müteahhit bey, iş bitti paydos....
Ve bundan sonra adam son nefesini verdi... Ama nasıl:
-'' Çakıl getir, kum getir '' '' Çakıl getir, kum getir '' diyerek....
Evet, dervişin fikri ne ise, zikri de odur... Bu yüzden Efendimiz:
'' Yaşadığınız gibi ölürsünüz, öldüğünüz gibi de huzuru ilahi de muamele görürsünüz '' buyurmuştur.....
Acaba biz nasıl bir sonuca varacağız, son nefeste neyi tekrarlayacağız? Meşguliyetimiz bize, neyi ezberletmekte, neyi tekrarlatmaktadır?
İsterseniz bide siz kendinize sorun bunu....
**************
not:
nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz
hayatı boyunca çalgıcılık yaparak yaşayan birinin son anlarında hoca çağırmışlar
hoca kelimei şehadet söyletmeye çalışıyormuş
yarsını söylüyor yarısına gelince.. başlıyormuş bir türkü söylemeye
sonuç hoca kelime-i şehadeti tam söyletemeden ölüp gitmiş
yaşanmış olaydır
Rabiatül Adviyeye bir adamı namazları oruçları vs sebebiyle çok övmüşler
Oda -siz onun sonuna bakın sonuna, demiş
son çok önemli
oda nasıl yaşadığımıza bağlı
akibetimiz hayr olsun
Bu bakımdan yaşayışımız, imani, islami mevzularla dopdolu olmalı, asrın fitneleriyle sökülmez hale gelmelidir...
Bir insan inançlarına kafasında ne kadar yer verir, gönlünde ne ölçüde besleyip büyütürse ölürken de o nisbette onunla meşgul olur... Şuur altında yerleşmiş olan o meşguliyetin tekrarıyla son nefesini verir... Yani hayatında neyi fikretmişse ölürken onu zikreder...
Yaşlı amca yatağında baygın yatmaktaydı... Doktorlar:
- Bize düşeni yaptık, gerisi Allaha kalmış diyorlar, başka birşey demiyorlardı...
Zaten ayak ucunda bekleyen oğluda ümidini kesmişti... Babasını tanıyanlar ona ibadet kavisi diyorlardı... Yani bu kadar sene ancak ibadet kuvvetiyle yaşanır demek istiyorlardı... Ama ne kadar yaşanırsa yaşansın akıbet ölümdü...
Nuryüzlü zat, baygın yatmakta olduğu yataktan aniden doğruldu...
- Oğlum Arif, çabuk ıbrığı getir... Abdest alacağım... Baksana ezan okunuyor, cemaate yetişmeliyim, diyordu...
Oğlu Arif ıbrığı getiriyor, yumuk göz, zor aldığı nefesle hayalen elini kolunu yıkıyor, abdestini alıyor, cemaate yetişiyor, imamla beraber iftidah tekbirini alıyor...
- Allahü Ekber, diyor ve ruhunu teslim ediyor...
Ömür boyu namazla, cemaatle meşgul olan, dünyayı sadece eline alıp, gönlüne koymayan nur yüzlü zat, nasıl yaşamışsa öyle ölmüştü....
Şimdi tabloyu değiştiriyor ikinci adama bakıyoruz....
O da aynı birinci adam gibi 80 yaşina kadar bir ömür sürmüş... Ama bunun tek hedefi varmış... Para kazanmak, zengin olmak...
Para kazanmak, aslında iyi birşeydir... Ama parayı ele, imanı-islamı gönüle koymak şartıyla... Fakat bu böyle yapmadı.. iMANI- İSLAMI koyacağı gönlüne parayı koydu... Benliğindeki iman merkezlerine hep kazanç hırsını yerleştirdi...
Çok para olduğu için inşaatçılık yapıyordu... Bu iş benliğine o kadar işlemişti ki... Gece-gündüz hayalinde hep bunu besliyor... Nitekim rüyasında dahi '' Çakıl getir, kum getir '' diye sayıklıyordu...
Ölüm döşeğinde de aynı şeyleri tekrarlamaya başladı...
'' Çakıl getir, kum getir '', '' Çakıl getir, kum getir '' ......
Bir tanıdığı yanına gelince onun bu halini anladı... Ve kulağına eğilerek fısıldadı:
- Müteahhit bey, iş bitti paydos....
Ve bundan sonra adam son nefesini verdi... Ama nasıl:
-'' Çakıl getir, kum getir '' '' Çakıl getir, kum getir '' diyerek....
Evet, dervişin fikri ne ise, zikri de odur... Bu yüzden Efendimiz:
'' Yaşadığınız gibi ölürsünüz, öldüğünüz gibi de huzuru ilahi de muamele görürsünüz '' buyurmuştur.....
Acaba biz nasıl bir sonuca varacağız, son nefeste neyi tekrarlayacağız? Meşguliyetimiz bize, neyi ezberletmekte, neyi tekrarlatmaktadır?
İsterseniz bide siz kendinize sorun bunu....
**************
not:
nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz
hayatı boyunca çalgıcılık yaparak yaşayan birinin son anlarında hoca çağırmışlar
hoca kelimei şehadet söyletmeye çalışıyormuş
yarsını söylüyor yarısına gelince.. başlıyormuş bir türkü söylemeye
sonuç hoca kelime-i şehadeti tam söyletemeden ölüp gitmiş
yaşanmış olaydır
Rabiatül Adviyeye bir adamı namazları oruçları vs sebebiyle çok övmüşler
Oda -siz onun sonuna bakın sonuna, demiş
son çok önemli
oda nasıl yaşadığımıza bağlı
akibetimiz hayr olsun