PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : şehir


siyah.kin
01-08-2010, 03:49 AM
İşte bu (Kur´an)[Only Registered Users Can See Links] önündekileri doğrulayıcı ve şehirler anası (Mekke) ile çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz kutlu Kitaptır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. Onlar namazlarını (özenle) koruyanlardır. (6/92)



Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver (vereceğin cezayı ertele)[Only Registered Users Can See Links] şehirlere de toplayıcılar yolla"; (7/111)



Firavun: "Ben size izin vermeden önce O´na iman ettiniz[Only Registered Users Can See Links] halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz." (7/123)



Onlara: "Bu şehirde oturun[Only Registered Users Can See Links] (7/161)



Onlara[Only Registered Users Can See Links] ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (9/70)



Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)´in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi. (12/30)



Biz senden önce[Only Registered Users Can See Links] ki kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görmüş olsunlar? Korkup-sakınanlar için ahiret yurdu elbette daha hayırlıdır. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (12/109)



Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi. (15/67)



Kendisine ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı şehirlere onlar[Only Registered Users Can See Links] ağırlıklarınızı taşımaktadırlar. Şüphesiz sizin Rabbiniz şefkatli ve merhametlidir. (16/7)



hiçbir ülke (veya şehir) olmasın ki[Only Registered Users Can See Links] kıyamet gününden önce biz onu (ya) bir yıkıma uğratacağız veya onu şiddetli bir azabla azablandıracağız; bu (muhakkak) o kitapta yazılıdır. (17/58)



Duvar ise[Only Registered Users Can See Links] senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (18/82)



Lut´a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar[Only Registered Users Can See Links] bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi. (21/74)



Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala[Only Registered Users Can See Links]" (26/36)



Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. (26/53)



Şehirde dokuzlu bir çete vardı[Only Registered Users Can See Links] yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı. (27/48)



Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken[Only Registered Users Can See Links] ona dedi ki: "Sen açıkca bir azgınsın." (28/18)



Senin Rabbin[Only Registered Users Can See Links] halkı zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz. (28/59)



Andolsun[Only Registered Users Can See Links] sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. (33/60)



Andolsun[Only Registered Users Can See Links] "Rabbinizin rızkından yiyin ve O´na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)." (34/15)



Kendileriyle[Only Registered Users Can See Links] içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik). (34/18)



Sen onlara[Only Registered Users Can See Links] o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti. (36/13)



Allah´ın ayetleri konusunda inkar edenlerden başkası mücadele etmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın. (40/4)



İşte biz sana[Only Registered Users Can See Links] bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler. (42/7)



Ve dediler ki: "Bu Kur´an[Only Registered Users Can See Links] iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?" (43/31)



Andolsun[Only Registered Users Can See Links] biz çevrenizde bulunan şehirlerden (birçoğunu) yıkıma uğrattık ve belki dönerler diye ayetleri çeşitli şekillerde açıkladık. (46/27)



Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar[Only Registered Users Can See Links] inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı? (50/36)



Altı üstüne gelen (Lut kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi. (53/53)



Allah´ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü´ne verdiği fey[Only Registered Users Can See Links] cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır. (59/7)



Onlar[Only Registered Users Can See Links] şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir. (59/14)



Firavun (kavmi)[Only Registered Users Can See Links] ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler. (69/9)



Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. (89/8)



Ki onlar[Only Registered Users Can See Links] şehirlerde azgınlaşmışlardı. (89/11)



Ki sen[Only Registered Users Can See Links] (90/2)



Ve hatırlayın[Only Registered Users Can See Links] yalnızca secde ederek kapısından girerken ´dileğimiz bağışlanmadır´ deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız." (2/58)



Hani İbrahim: "Rabbim[Only Registered Users Can See Links] sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti. (2/126)



Ya da altı üstüne gelmiş[Only Registered Users Can See Links] herşeye güç yetirendir." (2/259)



Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O´dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde[Only Registered Users Can See Links] ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız. (7/57)



Güzel şehrin bitkisi[Only Registered Users Can See Links] şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. (7/58)



Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. ´Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında´[Only Registered Users Can See Links] fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk. (7/163)



İçinde (yaşamakta) olduğumuz şehre sor[Only Registered Users Can See Links] hem kendisinde geldiğimiz kervana da. Biz gerçekten doğruyu söyleyenleriz." (12/82)



Hani İbrahim şöyle demişti: "Bu şehri güvenli kıl[Only Registered Users Can See Links] beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut." (14/35)



Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi[Only Registered Users Can See Links] ona açlık ve korku elbisesini tattırdı. (16/112)



Böylece[Only Registered Users Can See Links] size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin." (18/19)



Kavminin cevabı: "Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmış" demekten başka olmadı. (27/56)



(De ki[Only Registered Users Can See Links] burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. herşey O´nundur. Ve Müslümanlardan olmakla emrolundum." (27/91)



(Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi[Only Registered Users Can See Links] gerçekten açıkca saptırıcı bir düşmandır" dedi. (28/15)



Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa[Only Registered Users Can See Links] artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim." (28/20)



Biz[Only Registered Users Can See Links] yaşama biçimleriyle ´refah içinde şımarıp azmış´ nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz. (28/58)



Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim[Only Registered Users Can See Links] elçilere uyun" dedi. (36/20)



Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir. (50/11)



Hayır; bu şehre yemin ederim[Only Registered Users Can See Links] (90/1)



Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre). (95/3)