siyah.kin
01-08-2010, 03:09 AM
Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu[Only Registered Users Can See Links] huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır. (2/45)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] sabredenlerle beraberdir. (2/153)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (2/155)
Onlar[Only Registered Users Can See Links] adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (2/250)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] (sınırlarda) nöbetleşin. Allah´tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz. (3/200)
Oysa sen[Only Registered Users Can See Links] üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür." (7/126)
Şimdi[Only Registered Users Can See Links] sabredenlerle beraberdir. (8/66)
Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz[Only Registered Users Can See Links] sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah´tır." (12/18)
(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir." (12/83)
Dedi ki: "İşte bu[Only Registered Users Can See Links] üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim. (18/78)
Duvar ise[Only Registered Users Can See Links] senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (18/82)
Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol[Only Registered Users Can See Links] güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin. (20/130)
Şu halde[Only Registered Users Can See Links] güzel bir sabır (göstererek) sabret. (70/5)
Öyleyse[Only Registered Users Can See Links] Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme. (76/24)
Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik[Only Registered Users Can See Links] doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (2/177)
Talut[Only Registered Users Can See Links] daha çok olan bir topluluğa Allah´ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (2/249)
Sabredenler[Only Registered Users Can See Links] infak edenler ve ´seher vakitlerinde´ bağışlanma dileyenlerdir. (3/17)
Size bir iyilik dokununca tasalanırlar[Only Registered Users Can See Links] yapmakta olduklarını kuşatandır. (3/120)
Evet[Only Registered Users Can See Links] Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. (3/125)
Yoksa siz[Only Registered Users Can See Links] içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? (3/142)
Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de[Only Registered Users Can See Links] sabredenleri sever. (3/146)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (3/186)
İçinizden özgür mü´min kadınları nikahlamaya güç yetiremeyenler[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (4/25)
Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara[Only Registered Users Can See Links] gönderilenlerin haberlerinden bir bölümü sana da geldi. (6/34)
Musa kavmine: "Allah´tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki[Only Registered Users Can See Links] arz Allah´ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi. (7/128)
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da[Only Registered Users Can See Links] saraylarını) da yerle bir ettik. (7/137)
Allah´a ve Resûlü´ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin[Only Registered Users Can See Links] sabredenlerle beraberdir. (8/46)
Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O[Only Registered Users Can See Links] hükmedenlerin en hayırlısıdır. (10/109)
Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte[Only Registered Users Can See Links] bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır. (11/11)
Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir. (11/49)
Ve sabret. Gerçekten Allah[Only Registered Users Can See Links] iyilik yapanların ecrini kaybetmez. (11/115)
Sen gerçekten Yusuf musun[Only Registered Users Can See Links] iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz." (12/90)
Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler[Only Registered Users Can See Links] bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (13/22)
Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel." (13/24)
Andolsun Musa´yı: "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah´ın günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (14/5)
Bize ne oluyor ki[Only Registered Users Can See Links] Allah´a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah´a tevekkül etmelidirler." (14/12)
Onların tümü-toplanıp (kıyamette) Allah´ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz´aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] bizim için kaçacak bir yer yoktur." (14/21)
Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (16/42)
Sizin yanınızda olan tükenir[Only Registered Users Can See Links] Allah´ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz. (16/96)
Sonra gerçekten Rabbin[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (16/110)
Eğer ceza verecekseniz[Only Registered Users Can See Links] sabredenler için daha hayırlıdır. (16/126)
Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. (16/127)
Sen de sabah akşam O´nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz[Only Registered Users Can See Links] kendi ´istek ve tutkularına (hevasına)´ uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (18/28)
Dedi ki: "Gerçekten sen[Only Registered Users Can See Links] benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin." (18/67)
(Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" (18/68)
Musa[Only Registered Users Can See Links] beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi. (18/69)
Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (18/72)
Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (18/75)
İsmail[Only Registered Users Can See Links] hepsi sabredenlerdendi. (21/85)
Onlar ki[Only Registered Users Can See Links] namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir. (22/35)
Bugün ben[Only Registered Users Can See Links] ´kurtuluşa ve mutluluğa´ erenlerdir." (23/111)
Senden önce gönderdiklerimizden[Only Registered Users Can See Links] sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir. (25/20)
İşte onlar[Only Registered Users Can See Links] sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar. (25/75)
İşte onlar; sabretmeleri dolayısıyla ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (28/54)
Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size[Only Registered Users Can See Links] iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler. (28/80)
Ki onlar[Only Registered Users Can See Links] sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (29/59)
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah´ın va´di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler. (30/60)
Ey oğlum[Only Registered Users Can See Links] azmedilmesi gereken işlerdendir. (31/17)
Görmüyor musun ki[Only Registered Users Can See Links] çok şükreden için gerçekten ayetler vardır. (31/31)
Ve onların içinden[Only Registered Users Can See Links] sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı. (32/24)
Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] Allah´ı çokca zikreden erkekler ve (Allah´ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (33/35)
Onlar ise: "Rabbimiz[Only Registered Users Can See Links] çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (34/19)
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak[Only Registered Users Can See Links] beni sabredenlerden bulacaksın." (37/102)
Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud´u hatırla; çünkü o[Only Registered Users Can See Links] (her tutum ve davranışında Allah´a) yönelen biriydi. (38/17)
Ve eline bir deste (sap) al[Only Registered Users Can See Links] (daima Allah´a) yönelip-dönen biriydi. (38/44)
De ki: "Ey iman eden kullarım[Only Registered Users Can See Links] Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah´ın arz´ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir." (39/10)
Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah´ın va´di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (40/55)
Şu halde sen sabret[Only Registered Users Can See Links] hiç şüphesiz Allah´ın va´di haktır. Sonunda ya onlara va´dettiğimiz (azab)in bir kısmını sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar bize döndürülecekler. (40/77)
Şimdi eğer sabredebilirlerse[Only Registered Users Can See Links] artık hoşnut olacaklardan değildirler. (41/24)
Buna da[Only Registered Users Can See Links] büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (41/35)
Eğer dileyecek olsa[Only Registered Users Can See Links] çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır. (42/33)
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi[Only Registered Users Can See Links]) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (46/35)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız). (47/31)
Eğer gerçekten[Only Registered Users Can See Links] çok esirgeyendir. (49/5)
Öyleyse sen[Only Registered Users Can See Links] onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (50/39)
Girin ona; artık ister sabredin[Only Registered Users Can See Links] yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz." (52/16)
Artık[Only Registered Users Can See Links] Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et. (52/48)
Gerçek şu ki Biz[Only Registered Users Can See Links] bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret. (54/27)
Şimdi sen[Only Registered Users Can See Links] içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu. (68/48)
Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl. (73/10)
Rabbin için sabret. (74/7)
Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir. (76/12)
Sonra iman edenlerden[Only Registered Users Can See Links] merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. (90/17)
Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar[Only Registered Users Can See Links] birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (103/3)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] sabredenlerle beraberdir. (2/153)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (2/155)
Onlar[Only Registered Users Can See Links] adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (2/250)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] (sınırlarda) nöbetleşin. Allah´tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz. (3/200)
Oysa sen[Only Registered Users Can See Links] üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür." (7/126)
Şimdi[Only Registered Users Can See Links] sabredenlerle beraberdir. (8/66)
Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz[Only Registered Users Can See Links] sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah´tır." (12/18)
(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir." (12/83)
Dedi ki: "İşte bu[Only Registered Users Can See Links] üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim. (18/78)
Duvar ise[Only Registered Users Can See Links] senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (18/82)
Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol[Only Registered Users Can See Links] güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin. (20/130)
Şu halde[Only Registered Users Can See Links] güzel bir sabır (göstererek) sabret. (70/5)
Öyleyse[Only Registered Users Can See Links] Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme. (76/24)
Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik[Only Registered Users Can See Links] doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (2/177)
Talut[Only Registered Users Can See Links] daha çok olan bir topluluğa Allah´ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (2/249)
Sabredenler[Only Registered Users Can See Links] infak edenler ve ´seher vakitlerinde´ bağışlanma dileyenlerdir. (3/17)
Size bir iyilik dokununca tasalanırlar[Only Registered Users Can See Links] yapmakta olduklarını kuşatandır. (3/120)
Evet[Only Registered Users Can See Links] Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. (3/125)
Yoksa siz[Only Registered Users Can See Links] içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? (3/142)
Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de[Only Registered Users Can See Links] sabredenleri sever. (3/146)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (3/186)
İçinizden özgür mü´min kadınları nikahlamaya güç yetiremeyenler[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (4/25)
Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara[Only Registered Users Can See Links] gönderilenlerin haberlerinden bir bölümü sana da geldi. (6/34)
Musa kavmine: "Allah´tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki[Only Registered Users Can See Links] arz Allah´ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi. (7/128)
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da[Only Registered Users Can See Links] saraylarını) da yerle bir ettik. (7/137)
Allah´a ve Resûlü´ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin[Only Registered Users Can See Links] sabredenlerle beraberdir. (8/46)
Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O[Only Registered Users Can See Links] hükmedenlerin en hayırlısıdır. (10/109)
Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte[Only Registered Users Can See Links] bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır. (11/11)
Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir. (11/49)
Ve sabret. Gerçekten Allah[Only Registered Users Can See Links] iyilik yapanların ecrini kaybetmez. (11/115)
Sen gerçekten Yusuf musun[Only Registered Users Can See Links] iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz." (12/90)
Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler[Only Registered Users Can See Links] bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (13/22)
Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel." (13/24)
Andolsun Musa´yı: "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah´ın günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (14/5)
Bize ne oluyor ki[Only Registered Users Can See Links] Allah´a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah´a tevekkül etmelidirler." (14/12)
Onların tümü-toplanıp (kıyamette) Allah´ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz´aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] bizim için kaçacak bir yer yoktur." (14/21)
Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (16/42)
Sizin yanınızda olan tükenir[Only Registered Users Can See Links] Allah´ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz. (16/96)
Sonra gerçekten Rabbin[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (16/110)
Eğer ceza verecekseniz[Only Registered Users Can See Links] sabredenler için daha hayırlıdır. (16/126)
Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. (16/127)
Sen de sabah akşam O´nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz[Only Registered Users Can See Links] kendi ´istek ve tutkularına (hevasına)´ uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (18/28)
Dedi ki: "Gerçekten sen[Only Registered Users Can See Links] benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin." (18/67)
(Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" (18/68)
Musa[Only Registered Users Can See Links] beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi. (18/69)
Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (18/72)
Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (18/75)
İsmail[Only Registered Users Can See Links] hepsi sabredenlerdendi. (21/85)
Onlar ki[Only Registered Users Can See Links] namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir. (22/35)
Bugün ben[Only Registered Users Can See Links] ´kurtuluşa ve mutluluğa´ erenlerdir." (23/111)
Senden önce gönderdiklerimizden[Only Registered Users Can See Links] sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir. (25/20)
İşte onlar[Only Registered Users Can See Links] sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar. (25/75)
İşte onlar; sabretmeleri dolayısıyla ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (28/54)
Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size[Only Registered Users Can See Links] iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler. (28/80)
Ki onlar[Only Registered Users Can See Links] sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (29/59)
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah´ın va´di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler. (30/60)
Ey oğlum[Only Registered Users Can See Links] azmedilmesi gereken işlerdendir. (31/17)
Görmüyor musun ki[Only Registered Users Can See Links] çok şükreden için gerçekten ayetler vardır. (31/31)
Ve onların içinden[Only Registered Users Can See Links] sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı. (32/24)
Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] Allah´ı çokca zikreden erkekler ve (Allah´ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (33/35)
Onlar ise: "Rabbimiz[Only Registered Users Can See Links] çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (34/19)
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak[Only Registered Users Can See Links] beni sabredenlerden bulacaksın." (37/102)
Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud´u hatırla; çünkü o[Only Registered Users Can See Links] (her tutum ve davranışında Allah´a) yönelen biriydi. (38/17)
Ve eline bir deste (sap) al[Only Registered Users Can See Links] (daima Allah´a) yönelip-dönen biriydi. (38/44)
De ki: "Ey iman eden kullarım[Only Registered Users Can See Links] Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah´ın arz´ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir." (39/10)
Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah´ın va´di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (40/55)
Şu halde sen sabret[Only Registered Users Can See Links] hiç şüphesiz Allah´ın va´di haktır. Sonunda ya onlara va´dettiğimiz (azab)in bir kısmını sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar bize döndürülecekler. (40/77)
Şimdi eğer sabredebilirlerse[Only Registered Users Can See Links] artık hoşnut olacaklardan değildirler. (41/24)
Buna da[Only Registered Users Can See Links] büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (41/35)
Eğer dileyecek olsa[Only Registered Users Can See Links] çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır. (42/33)
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi[Only Registered Users Can See Links]) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (46/35)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız). (47/31)
Eğer gerçekten[Only Registered Users Can See Links] çok esirgeyendir. (49/5)
Öyleyse sen[Only Registered Users Can See Links] onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (50/39)
Girin ona; artık ister sabredin[Only Registered Users Can See Links] yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz." (52/16)
Artık[Only Registered Users Can See Links] Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et. (52/48)
Gerçek şu ki Biz[Only Registered Users Can See Links] bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret. (54/27)
Şimdi sen[Only Registered Users Can See Links] içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu. (68/48)
Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl. (73/10)
Rabbin için sabret. (74/7)
Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir. (76/12)
Sonra iman edenlerden[Only Registered Users Can See Links] merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. (90/17)
Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar[Only Registered Users Can See Links] birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (103/3)