siyah.kin
01-08-2010, 03:09 AM
(Zekeriya) "Rabbim[Only Registered Users Can See Links] insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O´nu tesbih et." dedi. (3/41)
Allah´ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah´ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O[Only Registered Users Can See Links] size ayetlerini böyle açıklar. (3/103)
Sabah akşam -O´nun yüzünü (rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük)[Only Registered Users Can See Links] senin hesabından da bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun. (6/52)
O sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükun (dinlenme)[Only Registered Users Can See Links] bilen Allah´ın takdiridir. (6/96)
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da[Only Registered Users Can See Links] kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar. (7/91)
Rabbini[Only Registered Users Can See Links] yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. (7/205)
O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (11/67)
(Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut[Only Registered Users Can See Links] ona da isabet edecektir. Onlara va´dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" (11/81)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] tarafımızdan bir rahmetle Şuayb´ı ve O´nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (11/94)
Göklerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa[Only Registered Users Can See Links] istemeyerek de olsa- Allah´a secde eder. Sabah akşam gölgeleri de (O´na secde eder). (13/15)
Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir." (15/66)
Derken[Only Registered Users Can See Links] onları o dayanılmaz-çığlık yakalayıverdi. (15/83)
Akşamları getirir[Only Registered Users Can See Links] sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır. (16/6)
Sen de sabah akşam O´nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz[Only Registered Users Can See Links] kendi ´istek ve tutkularına (hevasına)´ uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (18/28)
Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin." (19/11)
Onda ´boş bir söz´ işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam[Only Registered Users Can See Links] onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. (19/62)
(Bu nur[Only Registered Users Can See Links] onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam O´nu tesbih ederler. (24/36)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (24/58)
Ve dediler ki: "Bu[Only Registered Users Can See Links] bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır." (25/5)
Musa´nın annesi ise[Only Registered Users Can See Links] neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı. (28/10)
Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken[Only Registered Users Can See Links] ona dedi ki: "Sen açıkca bir azgınsın." (28/18)
Dün[Only Registered Users Can See Links] demek gerçekten inkâr edenler felah bulamaz" demeye başladılar. (28/82)
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi[Only Registered Users Can See Links] böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar. (29/37)
Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de[Only Registered Users Can See Links] sabaha erdiğiniz vakit de Allah´ı tesbih edip (yüceltin). (30/17)
Ve O´nu sabah ve akşam tesbih edin. (33/42)
Süleyman için de[Only Registered Users Can See Links] ona çılgın ateşin azabından taddırırdık. (34/12)
Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti. (37/137)
Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur. (37/177)
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik[Only Registered Users Can See Links] akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah´ı) tesbih ederlerdi. (38/18)
Ateş; sabah akşam[Only Registered Users Can See Links] azabın en şiddetli olanına sokun" (denecek). (40/46)
Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah´ın va´di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (40/55)
İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız[Only Registered Users Can See Links] böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız." (41/23)
Ki Allah´a ve Resûlü´ne iman etmeniz[Only Registered Users Can See Links] O´nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O´nu (Allah´ı) tesbih etmeniz için. (48/9)
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden[Only Registered Users Can See Links] üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp-bastırıverdi. (54/38)
Gerçek şu ki[Only Registered Users Can See Links] sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi. (68/17)
Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler. (68/21)
Ağardığı zaman sabaha[Only Registered Users Can See Links] (74/34)
Ve sabah[Only Registered Users Can See Links] akşam Rabbinin adını zikret. (76/25)
Ve nefes almaya başladığı zaman[Only Registered Users Can See Links] sabaha; (81/18)
Sabah vakti baskın yapanlara. (100/3)
De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. (113/1)
Allah´ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah´ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O[Only Registered Users Can See Links] size ayetlerini böyle açıklar. (3/103)
Sabah akşam -O´nun yüzünü (rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük)[Only Registered Users Can See Links] senin hesabından da bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun. (6/52)
O sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükun (dinlenme)[Only Registered Users Can See Links] bilen Allah´ın takdiridir. (6/96)
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da[Only Registered Users Can See Links] kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar. (7/91)
Rabbini[Only Registered Users Can See Links] yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. (7/205)
O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (11/67)
(Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut[Only Registered Users Can See Links] ona da isabet edecektir. Onlara va´dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" (11/81)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] tarafımızdan bir rahmetle Şuayb´ı ve O´nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (11/94)
Göklerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa[Only Registered Users Can See Links] istemeyerek de olsa- Allah´a secde eder. Sabah akşam gölgeleri de (O´na secde eder). (13/15)
Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir." (15/66)
Derken[Only Registered Users Can See Links] onları o dayanılmaz-çığlık yakalayıverdi. (15/83)
Akşamları getirir[Only Registered Users Can See Links] sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır. (16/6)
Sen de sabah akşam O´nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz[Only Registered Users Can See Links] kendi ´istek ve tutkularına (hevasına)´ uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (18/28)
Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin." (19/11)
Onda ´boş bir söz´ işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam[Only Registered Users Can See Links] onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. (19/62)
(Bu nur[Only Registered Users Can See Links] onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam O´nu tesbih ederler. (24/36)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (24/58)
Ve dediler ki: "Bu[Only Registered Users Can See Links] bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır." (25/5)
Musa´nın annesi ise[Only Registered Users Can See Links] neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı. (28/10)
Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken[Only Registered Users Can See Links] ona dedi ki: "Sen açıkca bir azgınsın." (28/18)
Dün[Only Registered Users Can See Links] demek gerçekten inkâr edenler felah bulamaz" demeye başladılar. (28/82)
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi[Only Registered Users Can See Links] böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar. (29/37)
Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de[Only Registered Users Can See Links] sabaha erdiğiniz vakit de Allah´ı tesbih edip (yüceltin). (30/17)
Ve O´nu sabah ve akşam tesbih edin. (33/42)
Süleyman için de[Only Registered Users Can See Links] ona çılgın ateşin azabından taddırırdık. (34/12)
Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti. (37/137)
Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur. (37/177)
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik[Only Registered Users Can See Links] akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah´ı) tesbih ederlerdi. (38/18)
Ateş; sabah akşam[Only Registered Users Can See Links] azabın en şiddetli olanına sokun" (denecek). (40/46)
Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah´ın va´di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (40/55)
İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız[Only Registered Users Can See Links] böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız." (41/23)
Ki Allah´a ve Resûlü´ne iman etmeniz[Only Registered Users Can See Links] O´nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O´nu (Allah´ı) tesbih etmeniz için. (48/9)
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden[Only Registered Users Can See Links] üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp-bastırıverdi. (54/38)
Gerçek şu ki[Only Registered Users Can See Links] sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi. (68/17)
Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler. (68/21)
Ağardığı zaman sabaha[Only Registered Users Can See Links] (74/34)
Ve sabah[Only Registered Users Can See Links] akşam Rabbinin adını zikret. (76/25)
Ve nefes almaya başladığı zaman[Only Registered Users Can See Links] sabaha; (81/18)
Sabah vakti baskın yapanlara. (100/3)
De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. (113/1)