siyah.kin
01-08-2010, 03:09 AM
Allah´a kavuşmayı yalan sayanlar[Only Registered Users Can See Links] o işleyip-yüklendikleri ne kötüdür. (6/31)
De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah´ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa[Only Registered Users Can See Links] Allah´tan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer doğru sözlüler iseniz (çağırın bakalım.)" (6/40)
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince[Only Registered Users Can See Links] ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) (7/34)
Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O´ndan başkası açıklayamaz. O[Only Registered Users Can See Links] ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah´ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler." (7/187)
Andolsun Allah[Only Registered Users Can See Links] çok esirgeyicidir. (9/117)
Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün[Only Registered Users Can See Links] onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah´a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi. (10/45)
De ki: "Allah´ın dilemesi dışında[Only Registered Users Can See Links] ne öne alınabilirler. (10/49)
Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı kıl. Şüphesiz iyilikler[Only Registered Users Can See Links] öğüt alanlara bir öğüttür. (11/114)
Biz[Only Registered Users Can See Links] yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran. (15/85)
Eğer Allah[Only Registered Users Can See Links] ne de öne alınabilirler. (16/61)
Göklerin ve yerin gaybı Allah´a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (süratli) göz açıp kapama gibidir veya daha yakındır. Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] Allah herşeye güç yetirendir. (16/77)
Böylece[Only Registered Users Can See Links] size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin." (18/19)
De ki: "Kim sapıklık içindeyse[Only Registered Users Can See Links] öğreneceklerdir. (19/75)
Onlar[Only Registered Users Can See Links] kıyamet saatinden ´içleri titremekte olanlardır.´ (21/49)
Ey insanlar[Only Registered Users Can See Links] çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir. (22/1)
Hayır[Only Registered Users Can See Links] onlar kıyamet-saatini yalanladılar; biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (25/11)
Kıyamet-saatinin kopacağı gün[Only Registered Users Can See Links] tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı. (30/55)
Kıyamet saatinin bilgisi[Only Registered Users Can See Links] haberdârdır. (31/34)
Yoksa o[Only Registered Users Can See Links] temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (39/9)
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi[Only Registered Users Can See Links]) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (46/35)
Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı. (54/1)
Daha doğrusu onlara va´dedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat[Only Registered Users Can See Links] ´kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela´ ve daha acıdır. (54/46)
De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah´ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa[Only Registered Users Can See Links] Allah´tan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer doğru sözlüler iseniz (çağırın bakalım.)" (6/40)
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince[Only Registered Users Can See Links] ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) (7/34)
Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O´ndan başkası açıklayamaz. O[Only Registered Users Can See Links] ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah´ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler." (7/187)
Andolsun Allah[Only Registered Users Can See Links] çok esirgeyicidir. (9/117)
Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün[Only Registered Users Can See Links] onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah´a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi. (10/45)
De ki: "Allah´ın dilemesi dışında[Only Registered Users Can See Links] ne öne alınabilirler. (10/49)
Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı kıl. Şüphesiz iyilikler[Only Registered Users Can See Links] öğüt alanlara bir öğüttür. (11/114)
Biz[Only Registered Users Can See Links] yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran. (15/85)
Eğer Allah[Only Registered Users Can See Links] ne de öne alınabilirler. (16/61)
Göklerin ve yerin gaybı Allah´a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (süratli) göz açıp kapama gibidir veya daha yakındır. Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] Allah herşeye güç yetirendir. (16/77)
Böylece[Only Registered Users Can See Links] size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin." (18/19)
De ki: "Kim sapıklık içindeyse[Only Registered Users Can See Links] öğreneceklerdir. (19/75)
Onlar[Only Registered Users Can See Links] kıyamet saatinden ´içleri titremekte olanlardır.´ (21/49)
Ey insanlar[Only Registered Users Can See Links] çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir. (22/1)
Hayır[Only Registered Users Can See Links] onlar kıyamet-saatini yalanladılar; biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (25/11)
Kıyamet-saatinin kopacağı gün[Only Registered Users Can See Links] tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı. (30/55)
Kıyamet saatinin bilgisi[Only Registered Users Can See Links] haberdârdır. (31/34)
Yoksa o[Only Registered Users Can See Links] temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (39/9)
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi[Only Registered Users Can See Links]) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (46/35)
Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı. (54/1)
Daha doğrusu onlara va´dedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat[Only Registered Users Can See Links] ´kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela´ ve daha acıdır. (54/46)