siyah.kin
01-08-2010, 03:08 AM
Siz ise[Only Registered Users Can See Links] siz gerçekten hüsrana uğrayanlardan olurdunuz. (2/64)
Kitap Ehlinden olan kafirler ve müşrikler[Only Registered Users Can See Links] dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir. (2/105)
Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır. (2/157)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] onun için elem verici bir azab vardır. (2/178)
Şüphesiz iman edenler[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (2/218)
Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut´u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa[Only Registered Users Can See Links] bilendir." (2/247)
Şeytan[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (2/268)
"Rabbimiz[Only Registered Users Can See Links] bağışı en çok olan Sensin Sen." (3/8)
"Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Şüphesiz doğru yol Allah´ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar[Only Registered Users Can See Links] bilendir." (3/73)
O[Only Registered Users Can See Links] Allah büyük ´lutuf ve ihsan (fazl)´ sahibidir. (3/74)
Yüzleri ağaranlar ise[Only Registered Users Can See Links] içinde de temelli kalacaklardır. (3/107)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır. (3/157)
Allah´tan bir rahmet dolayısıyla[Only Registered Users Can See Links] tevekkül edenleri sever. (3/159)
Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde[Only Registered Users Can See Links] azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (4/83)
(Onlara) Kendinden dereceler[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (4/96)
Eğer Allah´ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı[Only Registered Users Can See Links] sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah´ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür. (4/113)
Eğer ikisi ayrılacak olurlarsa[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (4/130)
İşte Allah´a iman edenler ve O´na sarılanlar[Only Registered Users Can See Links] onları kendisinden olan bir rahmetin ve bir fazlın içine yerleştirecektir ve onları Kendisine varan dosdoğru bir yola yöneltip-iletecektir. (4/175)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (5/54)
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah´ındır." O[Only Registered Users Can See Links] işte onlar inanmayanlardır. (6/12)
Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir." (6/54)
Rabbin[Only Registered Users Can See Links] sizi bir başka kavmin soyundan (inşa edip) var ettiği gibi yerinize bir başkasını getirir. (6/133)
Şayet seni yalanlayacak olurlarsa[Only Registered Users Can See Links] suçlu-günahkarlar topluluğundan geri çevrilemez." (6/147)
Sonra biz Musa´ya[Only Registered Users Can See Links] her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına inanırlar. (6/154)
Ya da: "Kitap bize de indirilseydi[Only Registered Users Can See Links] bu ´engelleme ve çevirmelerinden´ dolayı pek çetin bir azabla karşılık vereceğiz. (6/157)
"Kendilerine Allah´ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız." (7/49)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık. (7/52)
Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O´na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah´ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (7/56)
Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O´dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde[Only Registered Users Can See Links] ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız. (7/57)
"Sakınıp rahmete kavuşmanız için[Only Registered Users Can See Links] içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığı ile bir zikir (Kitap) gelmesine mi şaştınız?" (7/63)
Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk. (7/72)
(Musa yalvarıp) Dedi ki: "Rabbim[Only Registered Users Can See Links] bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın." (7/151)
Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca Levhalar´ı aldı. (Onlardan bir) Nüshasında "Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır" (yazılıydı.) (7/154)
Bize bu dünyada da[Only Registered Users Can See Links] zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım." (7/156)
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben[Only Registered Users Can See Links] Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir." (7/203)
Rableri onlara katından bir rahmeti[Only Registered Users Can See Links] kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. (9/21)
İçlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah´a iman eder[Only Registered Users Can See Links] mü´minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah´ın elçisine eziyet edenler... Onlar için acı bir azab vardır." (9/61)
Mü´min erkekler ve mü´min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (9/71)
Bedevilerden öyleleri de vardır ki[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (9/99)
İnsanlara[Only Registered Users Can See Links] sizin ´geliştirmekte olduğunuz düzenleri´ yazmaktadırlar." (10/21)
Ey insanlar[Only Registered Users Can See Links] sinelerde olana bir şifa ve mü´minler için bir hidayet ve rahmet geldi. (10/57)
De ki: "Allah´ın bol ihsanıyla (fazlıyla) ve rahmetiyle[Only Registered Users Can See Links] onların toplayıp yığmakta olduklarından hayırlıdır." (10/58)
"Ve bizi[Only Registered Users Can See Links] kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar." (10/86)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] (artık) umudunu kesmiş bir nankördür. (11/9)
Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan[Only Registered Users Can See Links] Rabbinden olan bir haktır. Ancak insanların çoğunluğu inanmazlar. (11/17)
Dedi ki: "Ey Kavmim[Only Registered Users Can See Links]) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?" (11/28)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] tarafımızdan bir rahmet ile Hud´u ve O´nunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli-ağır bir azabtan kurtardık. (11/58)
Ve bu dünyada da[Only Registered Users Can See Links] Rablerine (karşı) inkar ettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad´a (Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi). (11/60)
Dedi ki: "Ey kavmim[Only Registered Users Can See Links] bu durumda O´na isyan edecek olursam Allah´a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiç bir yarar) sağlamayacaksınız." (11/63)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] aziz olandır. (11/66)
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkar etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi.) (11/68)
Dediler ki: "Allah´ın emrine mi şaşıyorsun? Allah´ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir[Only Registered Users Can See Links] Mecid´tir." (11/73)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] tarafımızdan bir rahmetle Şuayb´ı ve O´nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (11/94)
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah´ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi). (11/95)
Rabbinin rahmet ettikleri dışında. Onları bunun için yarattı. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiştir: "Andolsun[Only Registered Users Can See Links] (kafirlerin) tümüyle dolduracağım." (11/119)
İşte böylece biz yeryüzünde Yusuf´a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki[Only Registered Users Can See Links] orada (Mısır´da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız. (12/56)
"Oğullarım[Only Registered Users Can See Links] gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah´ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah´ın rahmetinden umut kesmez." (12/87)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] her şeyin ´çeşitli biçimlerde açıklaması´ ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (12/111)
Biz Kitab´ı ancak[Only Registered Users Can See Links] hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik. (16/64)
Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün[Only Registered Users Can See Links] bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (16/89)
Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklerken (darlıkta olduğundan) onlara sırt çevirecek olursan[Only Registered Users Can See Links] bu durumda onlara yumuşak söz söyle. (17/28)
Onların taptıkları da[Only Registered Users Can See Links] -hangisi daha yakındır diye- Rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O´nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı korkunçtur. (17/57)
Kur´an´dan mü´minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o[Only Registered Users Can See Links] zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz. (17/82)
(Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka (sı değildir). Şüphesiz O´nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür. (17/87)
De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız[Only Registered Users Can See Links] bu durumda harcama endişesiyle gerçekten (cimrilik edip elinizde) tutardınız. İnsan pek cimridir. (17/100)
O gençler[Only Registered Users Can See Links] katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (18/10)
(İçlerinden biri demişti ki[Only Registered Users Can See Links] (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (18/16)
Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır. Eğer[Only Registered Users Can See Links] onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır. (18/58)
Derken[Only Registered Users Can See Links] katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (18/65)
"Duvar ise[Only Registered Users Can See Links] senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (18/82)
Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va´di geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] bunu dümdüz eder; Rabbimin va´di haktır." (18/98)
(Bu[Only Registered Users Can See Links] kulu Zekeriya´ya rahmetinin zikridir. (19/2)
"İşte böyle" dedi. "Rabbin[Only Registered Users Can See Links] dedi ki: -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti. (19/21)
Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik. (19/50)
Ona rahmetimizden kardeşi Harun´u da bir peygamber olarak armağan ettik. (19/53)
Onu rahmetimize soktuk[Only Registered Users Can See Links] salihlerdendi. (21/75)
Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik. (21/84)
Onları rahmetimize soktuk[Only Registered Users Can See Links] şüphesiz onlar salih kimselerdi. (21/86)
Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik. (21/107)
Eğer Allah´ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı (ne yapardınız)? (24/10)
Eğer Allah´ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı[Only Registered Users Can See Links] içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu. (24/14)
Eğer Allah´ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten Rauf (şefkat eden ve) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)? (24/20)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (24/21)
Dosdoğru namazı kılın[Only Registered Users Can See Links] rahmete kavuşturulmuş olursunuz. (24/56)
Ve kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O´dur. Biz[Only Registered Users Can See Links] gökten tertemiz su indirdik; (25/48)
(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim[Only Registered Users Can See Links] anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat." (27/19)
Ya da karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgarları müjde vericiler olarak gönderen mi? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Allah[Only Registered Users Can See Links] onların şirk koştuklarından yücedir. (27/63)
Ve gerçekten o[Only Registered Users Can See Links] mü´minler için bir hidayet ve bir rahmettir. (27/77)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] öğüt alıp-düşünürler diye. (28/43)
(Musa´ya) Seslendiğimiz zaman da[Only Registered Users Can See Links] öğüt alıp düşünürler diye. (28/46)
Kendi rahmetinden olmak üzere O[Only Registered Users Can See Links] dinlenmeniz ve O´nun fazlından (geçiminizi) aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (28/73)
Kitabın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu[Only Registered Users Can See Links]) Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kafirlere arka olma. (28/86)
Allah´ın ayetlerini ve O´na kavuşmayı ´yok sayıp inkar edenler´; işte onlar[Only Registered Users Can See Links] acı azab onlarındır. (29/23)
Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (29/51)
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman[Only Registered Users Can See Links] Rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet taddırınca hemencecik bir grup Rablerine şirk koşarlar. (30/33)
Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman[Only Registered Users Can See Links] hemen umutsuzluğa kapılırlar. (30/36)
Size kendi rahmetinden taddırması[Only Registered Users Can See Links] O´nun ayetlerindendir. (30/46)
Şimdi Allah´ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O[Only Registered Users Can See Links] her şeye güç yetirendir. (30/50)
Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir. (31/3)
De ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa sizi Allah´tan koruyacak[Only Registered Users Can See Links] ne bir yardımcı bulamazlar. (33/17)
O´dur ki[Only Registered Users Can See Links] mü´minleri çok esirgeyicidir. (33/43)
Allah[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (35/2)
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka. (36/44)
Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık. (38/43)
Yoksa o[Only Registered Users Can See Links] temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (39/9)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] O´na tevekkül etsinler." (39/38)
(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah´ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir." (39/53)
Arş´ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar[Only Registered Users Can See Links] tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru." (40/7)
"Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen[Only Registered Users Can See Links] gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük ´kurtuluş ve mutluluk´ budur. (40/9)
Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak[Only Registered Users Can See Links] en kaba bir azabtan taddıracağız. (41/50)
Eğer Allah dileseydi[Only Registered Users Can See Links] ne bir yardımcı (bulursun). (42/8)
O´dur ki[Only Registered Users Can See Links] Hamid´dir. (42/28)
Şayet onlar[Only Registered Users Can See Links] bu durumda insan bir nankör kesiliverir. (42/48)
Senin Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında maişetlerini aralarında biz paylaştırdık ve onlardan bir bölümü (diğer) bir bölümünü ´teshir etmesi için[Only Registered Users Can See Links] bir bölümünü bir bölümü üzerinde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti; toplayıp-yığdıklarından daha hayırlıdır. (43/32)
Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (44/6)
Ancak Allah´ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (44/42)
Bu (Kur´an)[Only Registered Users Can See Links] kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir. (45/20)
Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan ´büyük mutluluk ve kurtuluş´ budur. (45/30)
Bundan önce de[Only Registered Users Can See Links] zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere (kendinden önceki kitapları) doğrulayıcı ve Arapça bir dil ile olan bir kitaptır. (46/12)
Ki onlar[Only Registered Users Can See Links] muhakkak içlerinden inkar edenleri acı bir azab ile azablandırırdık. (48/25)
Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik. (50/9)
O gün[Only Registered Users Can See Links] dış yanında o yönden azab vardır. (57/13)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] çok esirgeyendir. (57/28)
Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah´ın rahmetinden) uzaklık olsun. (67/11)
Dilediğini kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise[Only Registered Users Can See Links] onlar için acı bir azab hazırlamıştır. (76/31)
Kitap Ehlinden olan kafirler ve müşrikler[Only Registered Users Can See Links] dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir. (2/105)
Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır. (2/157)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] onun için elem verici bir azab vardır. (2/178)
Şüphesiz iman edenler[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (2/218)
Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut´u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa[Only Registered Users Can See Links] bilendir." (2/247)
Şeytan[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (2/268)
"Rabbimiz[Only Registered Users Can See Links] bağışı en çok olan Sensin Sen." (3/8)
"Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Şüphesiz doğru yol Allah´ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar[Only Registered Users Can See Links] bilendir." (3/73)
O[Only Registered Users Can See Links] Allah büyük ´lutuf ve ihsan (fazl)´ sahibidir. (3/74)
Yüzleri ağaranlar ise[Only Registered Users Can See Links] içinde de temelli kalacaklardır. (3/107)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır. (3/157)
Allah´tan bir rahmet dolayısıyla[Only Registered Users Can See Links] tevekkül edenleri sever. (3/159)
Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde[Only Registered Users Can See Links] azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (4/83)
(Onlara) Kendinden dereceler[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (4/96)
Eğer Allah´ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı[Only Registered Users Can See Links] sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah´ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür. (4/113)
Eğer ikisi ayrılacak olurlarsa[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (4/130)
İşte Allah´a iman edenler ve O´na sarılanlar[Only Registered Users Can See Links] onları kendisinden olan bir rahmetin ve bir fazlın içine yerleştirecektir ve onları Kendisine varan dosdoğru bir yola yöneltip-iletecektir. (4/175)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (5/54)
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah´ındır." O[Only Registered Users Can See Links] işte onlar inanmayanlardır. (6/12)
Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir." (6/54)
Rabbin[Only Registered Users Can See Links] sizi bir başka kavmin soyundan (inşa edip) var ettiği gibi yerinize bir başkasını getirir. (6/133)
Şayet seni yalanlayacak olurlarsa[Only Registered Users Can See Links] suçlu-günahkarlar topluluğundan geri çevrilemez." (6/147)
Sonra biz Musa´ya[Only Registered Users Can See Links] her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına inanırlar. (6/154)
Ya da: "Kitap bize de indirilseydi[Only Registered Users Can See Links] bu ´engelleme ve çevirmelerinden´ dolayı pek çetin bir azabla karşılık vereceğiz. (6/157)
"Kendilerine Allah´ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız." (7/49)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık. (7/52)
Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O´na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah´ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (7/56)
Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O´dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde[Only Registered Users Can See Links] ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız. (7/57)
"Sakınıp rahmete kavuşmanız için[Only Registered Users Can See Links] içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığı ile bir zikir (Kitap) gelmesine mi şaştınız?" (7/63)
Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk. (7/72)
(Musa yalvarıp) Dedi ki: "Rabbim[Only Registered Users Can See Links] bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın." (7/151)
Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca Levhalar´ı aldı. (Onlardan bir) Nüshasında "Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır" (yazılıydı.) (7/154)
Bize bu dünyada da[Only Registered Users Can See Links] zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım." (7/156)
Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben[Only Registered Users Can See Links] Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir." (7/203)
Rableri onlara katından bir rahmeti[Only Registered Users Can See Links] kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. (9/21)
İçlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah´a iman eder[Only Registered Users Can See Links] mü´minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah´ın elçisine eziyet edenler... Onlar için acı bir azab vardır." (9/61)
Mü´min erkekler ve mü´min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (9/71)
Bedevilerden öyleleri de vardır ki[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (9/99)
İnsanlara[Only Registered Users Can See Links] sizin ´geliştirmekte olduğunuz düzenleri´ yazmaktadırlar." (10/21)
Ey insanlar[Only Registered Users Can See Links] sinelerde olana bir şifa ve mü´minler için bir hidayet ve rahmet geldi. (10/57)
De ki: "Allah´ın bol ihsanıyla (fazlıyla) ve rahmetiyle[Only Registered Users Can See Links] onların toplayıp yığmakta olduklarından hayırlıdır." (10/58)
"Ve bizi[Only Registered Users Can See Links] kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar." (10/86)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] (artık) umudunu kesmiş bir nankördür. (11/9)
Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan[Only Registered Users Can See Links] Rabbinden olan bir haktır. Ancak insanların çoğunluğu inanmazlar. (11/17)
Dedi ki: "Ey Kavmim[Only Registered Users Can See Links]) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?" (11/28)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] tarafımızdan bir rahmet ile Hud´u ve O´nunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli-ağır bir azabtan kurtardık. (11/58)
Ve bu dünyada da[Only Registered Users Can See Links] Rablerine (karşı) inkar ettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad´a (Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi). (11/60)
Dedi ki: "Ey kavmim[Only Registered Users Can See Links] bu durumda O´na isyan edecek olursam Allah´a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiç bir yarar) sağlamayacaksınız." (11/63)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] aziz olandır. (11/66)
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkar etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi.) (11/68)
Dediler ki: "Allah´ın emrine mi şaşıyorsun? Allah´ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir[Only Registered Users Can See Links] Mecid´tir." (11/73)
Emrimiz geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] tarafımızdan bir rahmetle Şuayb´ı ve O´nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (11/94)
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah´ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi). (11/95)
Rabbinin rahmet ettikleri dışında. Onları bunun için yarattı. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiştir: "Andolsun[Only Registered Users Can See Links] (kafirlerin) tümüyle dolduracağım." (11/119)
İşte böylece biz yeryüzünde Yusuf´a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki[Only Registered Users Can See Links] orada (Mısır´da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız. (12/56)
"Oğullarım[Only Registered Users Can See Links] gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah´ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah´ın rahmetinden umut kesmez." (12/87)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] her şeyin ´çeşitli biçimlerde açıklaması´ ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (12/111)
Biz Kitab´ı ancak[Only Registered Users Can See Links] hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik. (16/64)
Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün[Only Registered Users Can See Links] bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (16/89)
Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklerken (darlıkta olduğundan) onlara sırt çevirecek olursan[Only Registered Users Can See Links] bu durumda onlara yumuşak söz söyle. (17/28)
Onların taptıkları da[Only Registered Users Can See Links] -hangisi daha yakındır diye- Rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O´nun rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı korkunçtur. (17/57)
Kur´an´dan mü´minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o[Only Registered Users Can See Links] zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz. (17/82)
(Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka (sı değildir). Şüphesiz O´nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür. (17/87)
De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsaydınız[Only Registered Users Can See Links] bu durumda harcama endişesiyle gerçekten (cimrilik edip elinizde) tutardınız. İnsan pek cimridir. (17/100)
O gençler[Only Registered Users Can See Links] katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (18/10)
(İçlerinden biri demişti ki[Only Registered Users Can See Links] (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (18/16)
Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır. Eğer[Only Registered Users Can See Links] onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır. (18/58)
Derken[Only Registered Users Can See Links] katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (18/65)
"Duvar ise[Only Registered Users Can See Links] senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (18/82)
Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va´di geldiği zaman[Only Registered Users Can See Links] bunu dümdüz eder; Rabbimin va´di haktır." (18/98)
(Bu[Only Registered Users Can See Links] kulu Zekeriya´ya rahmetinin zikridir. (19/2)
"İşte böyle" dedi. "Rabbin[Only Registered Users Can See Links] dedi ki: -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti. (19/21)
Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik. (19/50)
Ona rahmetimizden kardeşi Harun´u da bir peygamber olarak armağan ettik. (19/53)
Onu rahmetimize soktuk[Only Registered Users Can See Links] salihlerdendi. (21/75)
Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik. (21/84)
Onları rahmetimize soktuk[Only Registered Users Can See Links] şüphesiz onlar salih kimselerdi. (21/86)
Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik. (21/107)
Eğer Allah´ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı (ne yapardınız)? (24/10)
Eğer Allah´ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı[Only Registered Users Can See Links] içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu. (24/14)
Eğer Allah´ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten Rauf (şefkat eden ve) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)? (24/20)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (24/21)
Dosdoğru namazı kılın[Only Registered Users Can See Links] rahmete kavuşturulmuş olursunuz. (24/56)
Ve kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O´dur. Biz[Only Registered Users Can See Links] gökten tertemiz su indirdik; (25/48)
(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim[Only Registered Users Can See Links] anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat." (27/19)
Ya da karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgarları müjde vericiler olarak gönderen mi? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Allah[Only Registered Users Can See Links] onların şirk koştuklarından yücedir. (27/63)
Ve gerçekten o[Only Registered Users Can See Links] mü´minler için bir hidayet ve bir rahmettir. (27/77)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] öğüt alıp-düşünürler diye. (28/43)
(Musa´ya) Seslendiğimiz zaman da[Only Registered Users Can See Links] öğüt alıp düşünürler diye. (28/46)
Kendi rahmetinden olmak üzere O[Only Registered Users Can See Links] dinlenmeniz ve O´nun fazlından (geçiminizi) aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (28/73)
Kitabın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu[Only Registered Users Can See Links]) Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kafirlere arka olma. (28/86)
Allah´ın ayetlerini ve O´na kavuşmayı ´yok sayıp inkar edenler´; işte onlar[Only Registered Users Can See Links] acı azab onlarındır. (29/23)
Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz[Only Registered Users Can See Links] bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (29/51)
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman[Only Registered Users Can See Links] Rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet taddırınca hemencecik bir grup Rablerine şirk koşarlar. (30/33)
Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman[Only Registered Users Can See Links] hemen umutsuzluğa kapılırlar. (30/36)
Size kendi rahmetinden taddırması[Only Registered Users Can See Links] O´nun ayetlerindendir. (30/46)
Şimdi Allah´ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O[Only Registered Users Can See Links] her şeye güç yetirendir. (30/50)
Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir. (31/3)
De ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa sizi Allah´tan koruyacak[Only Registered Users Can See Links] ne bir yardımcı bulamazlar. (33/17)
O´dur ki[Only Registered Users Can See Links] mü´minleri çok esirgeyicidir. (33/43)
Allah[Only Registered Users Can See Links] hüküm ve hikmet sahibidir. (35/2)
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka. (36/44)
Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık. (38/43)
Yoksa o[Only Registered Users Can See Links] temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (39/9)
Andolsun[Only Registered Users Can See Links] O´na tevekkül etsinler." (39/38)
(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah´ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir." (39/53)
Arş´ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar[Only Registered Users Can See Links] tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru." (40/7)
"Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen[Only Registered Users Can See Links] gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük ´kurtuluş ve mutluluk´ budur. (40/9)
Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak[Only Registered Users Can See Links] en kaba bir azabtan taddıracağız. (41/50)
Eğer Allah dileseydi[Only Registered Users Can See Links] ne bir yardımcı (bulursun). (42/8)
O´dur ki[Only Registered Users Can See Links] Hamid´dir. (42/28)
Şayet onlar[Only Registered Users Can See Links] bu durumda insan bir nankör kesiliverir. (42/48)
Senin Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında maişetlerini aralarında biz paylaştırdık ve onlardan bir bölümü (diğer) bir bölümünü ´teshir etmesi için[Only Registered Users Can See Links] bir bölümünü bir bölümü üzerinde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti; toplayıp-yığdıklarından daha hayırlıdır. (43/32)
Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O[Only Registered Users Can See Links] bilendir. (44/6)
Ancak Allah´ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O[Only Registered Users Can See Links] esirgeyendir. (44/42)
Bu (Kur´an)[Only Registered Users Can See Links] kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir. (45/20)
Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan ´büyük mutluluk ve kurtuluş´ budur. (45/30)
Bundan önce de[Only Registered Users Can See Links] zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere (kendinden önceki kitapları) doğrulayıcı ve Arapça bir dil ile olan bir kitaptır. (46/12)
Ki onlar[Only Registered Users Can See Links] muhakkak içlerinden inkar edenleri acı bir azab ile azablandırırdık. (48/25)
Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik. (50/9)
O gün[Only Registered Users Can See Links] dış yanında o yönden azab vardır. (57/13)
Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] çok esirgeyendir. (57/28)
Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah´ın rahmetinden) uzaklık olsun. (67/11)
Dilediğini kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise[Only Registered Users Can See Links] onlar için acı bir azab hazırlamıştır. (76/31)