siyah.kin
01-08-2010, 12:35 AM
Al-i İmran Suresi 106 – Biz[Only Registered Users Can See Links]]
Hem nesheden[Only Registered Users Can See Links] o hükmü uygulayanların elde edecekleri sevap yönündendir.
Nesh: Dilde nakil veya izale anlamındadır. Istılahta: “Şariin[Only Registered Users Can See Links] ilmî bir değerlendirmedir.
Al-i İmran Suresi 107 – Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin O’ndan başka ne bir hâminiz[Only Registered Users Can See Links] ne de bir yardımcınız vardır.
NİSÂ SÛRESİ 105 - 113 – İnsanlar arasında Allah’ın sana bildirdiği şekilde hükmetmen için Biz sana kitabı gerçeğin[Only Registered Users Can See Links] hakkın ta kendisi olarak indirdik. Artık hainlerin müdafaacısı (avukatı) olma.
106 – Allah’tan af dile. Çünkü Allah gafurdur[Only Registered Users Can See Links] rahimdir (affı ve merhameti boldur).
107 – Ve kendi öz canlarına hıyanet edenleri savunma. Çünkü Allah[Only Registered Users Can See Links] hainlikte ve günahkârlıkta çok aşırı olanları asla sevmez.
108 – İnsanlardan gizlemeye çalışırlar da[Only Registered Users Can See Links] Allah’tan gizlemeyi düşünmezler.
Halbuki onlar Allah’ın razı olmayacağı aaaviratı planlarken O hep onların yanında idi. Zaten Allah[Only Registered Users Can See Links] onların yaptıkları ve yapacakları her şeyi ilim ve kudretiyle ihata etmiştir.
109 – Haydi diyelim[Only Registered Users Can See Links] peki yarın kıyamet günü kim Allah’a karşı onları savunacak? Yahut kim onların vekili olacak?
Benî Zafer kabilesinden Tu’me[Only Registered Users Can See Links] bunu Tu’me’nin bıraktığını söylemiş. Delil Zeyd’in aleyhinde. Bazı Yahudiler Zeyd’in lehinde şahitlik edip suçsuz olduğunu söylemişler.
Benî Zafer konuyu bir aile haysiyeti şeklinde ele alarak Tu’me’ye iftira edildiğini[Only Registered Users Can See Links] Benî Zafer gibi müslüman bir kabile mensuplarının aaakiyelerine ve zahirî delillere bakarak Tu’me’nin suçsuz olduğuna temayül eder gibi oldu. Fakat tam hüküm vereceği sırada 105-115. âyetler vahyedildi.
Bu olay[Only Registered Users Can See Links] bir Yahudinin haklılığını ilan etmekten çekinmez.
110 – Kim kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse[Only Registered Users Can See Links] Allah’ı gafur ve rahim (affı ve merhameti bol) bulur.
111 – Kim günah kazanırsa[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir.
112 – Kim bir hata (küçük günah) veya büyük günah işler[Only Registered Users Can See Links] bir iftira ve pek kesin bir vebal yüklenmiş olur.
113 – Eğer senin üzerinde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı[Only Registered Users Can See Links] hükümde şaşırtmaya yeltenmişlerdi.
Fakat onlar yalnız kendi kendilerini şaşırtırlar[Only Registered Users Can See Links] sana hiçbir zarar veremezler.
Nasıl zarar verebilirler ki Allah sana kitap ve hikmeti indirmekte ve sana bilmediklerini öğretmektedir. Gerçekten Allah’ın senin üzerindeki lütfu pek büyüktür. [42[Only Registered Users Can See Links]]
ENFAL SÛRESİ 67 – Bir Peygamberin[Only Registered Users Can See Links]]
Âyetin ikinci cümlesindeki “Siz dünya metâını istiyorsunuz” hitabı[Only Registered Users Can See Links] bundan böyle onun bu içtihadını esas kural haline getirmiştir.
Bu âyet[Only Registered Users Can See Links] artık böyle yapabilirsin.”
68 – Eğer (içtihad neticesi verilen hükümlerden ötürü azap etmeyeceğine veya ganimetleri helâl kılacağına dair) Allah’ın Levh-i Mahfuzda yazdığı daha önceki bir hüküm olmasaydı[Only Registered Users Can See Links]}
69 – (Ama bundan böyle fidyeyi ve ganimeti size mübah kıldım) artık aldığınız ganimetleri helâl ve hoş olarak yeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının! Gerçekten Allah gafurdur[Only Registered Users Can See Links] merhamet ve ihsanı boldur).
TEVBE SûRESİ 43 – Hay Allah seni affedesice! Niçin sence doğru söyleyenler iyice belli oluncaya ve yalancılar da meydana çıkıncaya kadar beklemeyip izin isteyen o münafıklara izin verdin ?
YûNUS SÛRESİ 43 – Onların arasında sana bakanlar da var. Fakat gözleri görmeyenlere sen nasıl doğru yolu gösterebilirsin[Only Registered Users Can See Links]]
Baş gözü ile beraber kalb gözü de görmezse[Only Registered Users Can See Links] ahmak olan göz sahibinin anlayamadığını anlar.
44 – Allah insanlara asla zulmetmez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler.
99 – Eğer Senin Rabbin dileseydi[Only Registered Users Can See Links] dünyada ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi.
Ama bunu irade etmedi. Şimdi sen mi[Only Registered Users Can See Links] imana gelsinler diye insanları zorlayacaksın ?
AHZÂB SÛRESİ 37 – Hani hem Allah’ın nimet ve ihsanına[Only Registered Users Can See Links] hem de senin iyiliğine nail olmuş olup da hanımını boşamaya karar vermiş olarak sana danışmaya gelmiş olan kişiye sen:
“Eşini yanında tut Allah’tan kork!” demiştin. Allah’ın açığa çıkaracağı bir durumu içinde saklamıştın[Only Registered Users Can See Links] çünkü insanlardan çekinmiştin. Halbuki asıl Allah’tan çekinmen gerekirdi.
Neticede[Only Registered Users Can See Links]]
Allah’ın ve Peygamberimizin ihsanlarına nail olan şahıs[Only Registered Users Can See Links] isterse fidyesiz olarak ailesine gitmesi hususunda onu muhayyer bıraktı. O ayrılmak istemeyince Hz. Muhammed (a.s.m.) onu evlat olarak ilan etti.
Hz. Peygamber[Only Registered Users Can See Links] işin başından beri onunla uyum sağlayamadı. Sonunda Zeyd Hz. Peygambere gelip evliliğe son vermek istediğini söyledi. Durumu izleyen Hz. Peygamber (a.s.m) bu neticeyi yerinde bulmakla beraber Zeyd’in yüzüne karşı söylemek de istemedi. “Eşini yanında tut!” diye asıl temennisini dile getirdi.
Zeyd boşayıp iddetini doldurunca Zeyneb serbest kaldı. Peygamberimiz çekinmesine rağmen[Only Registered Users Can See Links] muhtevası da makul değildir. Zira halası kızı olarak öteden beri tanıyıp evlenmelerinde de tam bir aracılık yapan Hz. Peygamber’in onu yeni fark ettiği iddiasını doğru bulmak mümkün değildir.
1 – Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor[Only Registered Users Can See Links] senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).
Bu âyet-i kerimede geçen haram kılmadan ne kasdedildiği[Only Registered Users Can See Links] ittifak edilmiş olup bu söz hakkında üç rivayet vardır).
TAHRîM SÛRESİ 1 – Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor[Only Registered Users Can See Links] senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).
Bu âyet-i kerimede geçen haram kılmadan ne kasdedildiği[Only Registered Users Can See Links] ittifak edilmiş olup bu söz hakkında üç rivayet vardır).
1. Peygamberin bal şerbeti içmemeye yemin etmesi.
2. Zayıf senetli bir rivâyet olarak Mariye’ye yaklaşmayacağına dair yemini.
3. Hilafetin Hz. Ebû Bekir[Only Registered Users Can See Links] hanımlarını manevî yönden daha yüksek bir makama çıkarmak için îla yaparak bir ay süre ile uzlete çekilmesidir.
2 – Allah gerektiğinde yeminlerinizi çözmek için keffaret yolunu göstermiştir. Allah sizin yardımcınızdır[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir.
3 – Hani bir ara Peygamber[Only Registered Users Can See Links] bana haber verdi.” diye cevap verdi.
4 – Şimdi ikiniz de ey Peygamber eşleri[Only Registered Users Can See Links] eğer kalplerinizin matlup olan durumdan kayması sebebiyle Allah’a tövbe ederseniz ne âla!
ABESE SÛRESİ 1-2 – Yanına görmeyen (âma) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü.
Hz. Aişe’den (r.a) şöyle dediği nakledilmiştir: “Abese diye başlayan ayetler[Only Registered Users Can See Links] âma olan İbn Ümmi Mektum hakkında indi. O Resûlullah’a (a.s.m) gelip: “Beni irşad et” deyip duruyordu. Hz. Peygamberin yanında ise müşriklerin ileri gelenlerinden birisi vardı. O böyle derken Resulullah âmadan yüzünü çevirip diğerine döndü ve:
“Ne dersin[Only Registered Users Can See Links] bu vesile ile indirildi.”
Bu rivayeti kitabına alan Tirmizî[Only Registered Users Can See Links] hem görevi idi. Dolayısıyla burada itap için hiçbir sebep yoktur.
3-4 – Ne bilirsin[Only Registered Users Can See Links] belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihatı dinleyip ondan yararlanacaktı.
5-6 – Ama irşada ihtiyaç duymayana ise[Only Registered Users Can See Links] ona dönüp itibar ediyorsun.
7 – Halbuki kendisi arınmak istemiyorsa onun arınmamasından sana ne!
8-10 – Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
11 – Hayır! Öyle yapma. Çünkü o ayetler öğüttür[Only Registered Users Can See Links] uyarıdır.
Yok eğer hislerinize mağlub olup Peygambere karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah da onun yardımcısıdır. Cebrail de[Only Registered Users Can See Links] salih müminler ve melekler de ayrıca onun yardımcılarıdır.
5 – Eğer o sizi boşayacak olursa belki de Rabbi ona sizden daha hayırlı[Only Registered Users Can See Links] oruca düşkün dul veya bâkireler olarak başka eşler nasib eder.
Hem nesheden[Only Registered Users Can See Links] o hükmü uygulayanların elde edecekleri sevap yönündendir.
Nesh: Dilde nakil veya izale anlamındadır. Istılahta: “Şariin[Only Registered Users Can See Links] ilmî bir değerlendirmedir.
Al-i İmran Suresi 107 – Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin O’ndan başka ne bir hâminiz[Only Registered Users Can See Links] ne de bir yardımcınız vardır.
NİSÂ SÛRESİ 105 - 113 – İnsanlar arasında Allah’ın sana bildirdiği şekilde hükmetmen için Biz sana kitabı gerçeğin[Only Registered Users Can See Links] hakkın ta kendisi olarak indirdik. Artık hainlerin müdafaacısı (avukatı) olma.
106 – Allah’tan af dile. Çünkü Allah gafurdur[Only Registered Users Can See Links] rahimdir (affı ve merhameti boldur).
107 – Ve kendi öz canlarına hıyanet edenleri savunma. Çünkü Allah[Only Registered Users Can See Links] hainlikte ve günahkârlıkta çok aşırı olanları asla sevmez.
108 – İnsanlardan gizlemeye çalışırlar da[Only Registered Users Can See Links] Allah’tan gizlemeyi düşünmezler.
Halbuki onlar Allah’ın razı olmayacağı aaaviratı planlarken O hep onların yanında idi. Zaten Allah[Only Registered Users Can See Links] onların yaptıkları ve yapacakları her şeyi ilim ve kudretiyle ihata etmiştir.
109 – Haydi diyelim[Only Registered Users Can See Links] peki yarın kıyamet günü kim Allah’a karşı onları savunacak? Yahut kim onların vekili olacak?
Benî Zafer kabilesinden Tu’me[Only Registered Users Can See Links] bunu Tu’me’nin bıraktığını söylemiş. Delil Zeyd’in aleyhinde. Bazı Yahudiler Zeyd’in lehinde şahitlik edip suçsuz olduğunu söylemişler.
Benî Zafer konuyu bir aile haysiyeti şeklinde ele alarak Tu’me’ye iftira edildiğini[Only Registered Users Can See Links] Benî Zafer gibi müslüman bir kabile mensuplarının aaakiyelerine ve zahirî delillere bakarak Tu’me’nin suçsuz olduğuna temayül eder gibi oldu. Fakat tam hüküm vereceği sırada 105-115. âyetler vahyedildi.
Bu olay[Only Registered Users Can See Links] bir Yahudinin haklılığını ilan etmekten çekinmez.
110 – Kim kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse[Only Registered Users Can See Links] Allah’ı gafur ve rahim (affı ve merhameti bol) bulur.
111 – Kim günah kazanırsa[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir.
112 – Kim bir hata (küçük günah) veya büyük günah işler[Only Registered Users Can See Links] bir iftira ve pek kesin bir vebal yüklenmiş olur.
113 – Eğer senin üzerinde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı[Only Registered Users Can See Links] hükümde şaşırtmaya yeltenmişlerdi.
Fakat onlar yalnız kendi kendilerini şaşırtırlar[Only Registered Users Can See Links] sana hiçbir zarar veremezler.
Nasıl zarar verebilirler ki Allah sana kitap ve hikmeti indirmekte ve sana bilmediklerini öğretmektedir. Gerçekten Allah’ın senin üzerindeki lütfu pek büyüktür. [42[Only Registered Users Can See Links]]
ENFAL SÛRESİ 67 – Bir Peygamberin[Only Registered Users Can See Links]]
Âyetin ikinci cümlesindeki “Siz dünya metâını istiyorsunuz” hitabı[Only Registered Users Can See Links] bundan böyle onun bu içtihadını esas kural haline getirmiştir.
Bu âyet[Only Registered Users Can See Links] artık böyle yapabilirsin.”
68 – Eğer (içtihad neticesi verilen hükümlerden ötürü azap etmeyeceğine veya ganimetleri helâl kılacağına dair) Allah’ın Levh-i Mahfuzda yazdığı daha önceki bir hüküm olmasaydı[Only Registered Users Can See Links]}
69 – (Ama bundan böyle fidyeyi ve ganimeti size mübah kıldım) artık aldığınız ganimetleri helâl ve hoş olarak yeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının! Gerçekten Allah gafurdur[Only Registered Users Can See Links] merhamet ve ihsanı boldur).
TEVBE SûRESİ 43 – Hay Allah seni affedesice! Niçin sence doğru söyleyenler iyice belli oluncaya ve yalancılar da meydana çıkıncaya kadar beklemeyip izin isteyen o münafıklara izin verdin ?
YûNUS SÛRESİ 43 – Onların arasında sana bakanlar da var. Fakat gözleri görmeyenlere sen nasıl doğru yolu gösterebilirsin[Only Registered Users Can See Links]]
Baş gözü ile beraber kalb gözü de görmezse[Only Registered Users Can See Links] ahmak olan göz sahibinin anlayamadığını anlar.
44 – Allah insanlara asla zulmetmez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler.
99 – Eğer Senin Rabbin dileseydi[Only Registered Users Can See Links] dünyada ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi.
Ama bunu irade etmedi. Şimdi sen mi[Only Registered Users Can See Links] imana gelsinler diye insanları zorlayacaksın ?
AHZÂB SÛRESİ 37 – Hani hem Allah’ın nimet ve ihsanına[Only Registered Users Can See Links] hem de senin iyiliğine nail olmuş olup da hanımını boşamaya karar vermiş olarak sana danışmaya gelmiş olan kişiye sen:
“Eşini yanında tut Allah’tan kork!” demiştin. Allah’ın açığa çıkaracağı bir durumu içinde saklamıştın[Only Registered Users Can See Links] çünkü insanlardan çekinmiştin. Halbuki asıl Allah’tan çekinmen gerekirdi.
Neticede[Only Registered Users Can See Links]]
Allah’ın ve Peygamberimizin ihsanlarına nail olan şahıs[Only Registered Users Can See Links] isterse fidyesiz olarak ailesine gitmesi hususunda onu muhayyer bıraktı. O ayrılmak istemeyince Hz. Muhammed (a.s.m.) onu evlat olarak ilan etti.
Hz. Peygamber[Only Registered Users Can See Links] işin başından beri onunla uyum sağlayamadı. Sonunda Zeyd Hz. Peygambere gelip evliliğe son vermek istediğini söyledi. Durumu izleyen Hz. Peygamber (a.s.m) bu neticeyi yerinde bulmakla beraber Zeyd’in yüzüne karşı söylemek de istemedi. “Eşini yanında tut!” diye asıl temennisini dile getirdi.
Zeyd boşayıp iddetini doldurunca Zeyneb serbest kaldı. Peygamberimiz çekinmesine rağmen[Only Registered Users Can See Links] muhtevası da makul değildir. Zira halası kızı olarak öteden beri tanıyıp evlenmelerinde de tam bir aracılık yapan Hz. Peygamber’in onu yeni fark ettiği iddiasını doğru bulmak mümkün değildir.
1 – Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor[Only Registered Users Can See Links] senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).
Bu âyet-i kerimede geçen haram kılmadan ne kasdedildiği[Only Registered Users Can See Links] ittifak edilmiş olup bu söz hakkında üç rivayet vardır).
TAHRîM SÛRESİ 1 – Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor[Only Registered Users Can See Links] senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).
Bu âyet-i kerimede geçen haram kılmadan ne kasdedildiği[Only Registered Users Can See Links] ittifak edilmiş olup bu söz hakkında üç rivayet vardır).
1. Peygamberin bal şerbeti içmemeye yemin etmesi.
2. Zayıf senetli bir rivâyet olarak Mariye’ye yaklaşmayacağına dair yemini.
3. Hilafetin Hz. Ebû Bekir[Only Registered Users Can See Links] hanımlarını manevî yönden daha yüksek bir makama çıkarmak için îla yaparak bir ay süre ile uzlete çekilmesidir.
2 – Allah gerektiğinde yeminlerinizi çözmek için keffaret yolunu göstermiştir. Allah sizin yardımcınızdır[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir.
3 – Hani bir ara Peygamber[Only Registered Users Can See Links] bana haber verdi.” diye cevap verdi.
4 – Şimdi ikiniz de ey Peygamber eşleri[Only Registered Users Can See Links] eğer kalplerinizin matlup olan durumdan kayması sebebiyle Allah’a tövbe ederseniz ne âla!
ABESE SÛRESİ 1-2 – Yanına görmeyen (âma) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü.
Hz. Aişe’den (r.a) şöyle dediği nakledilmiştir: “Abese diye başlayan ayetler[Only Registered Users Can See Links] âma olan İbn Ümmi Mektum hakkında indi. O Resûlullah’a (a.s.m) gelip: “Beni irşad et” deyip duruyordu. Hz. Peygamberin yanında ise müşriklerin ileri gelenlerinden birisi vardı. O böyle derken Resulullah âmadan yüzünü çevirip diğerine döndü ve:
“Ne dersin[Only Registered Users Can See Links] bu vesile ile indirildi.”
Bu rivayeti kitabına alan Tirmizî[Only Registered Users Can See Links] hem görevi idi. Dolayısıyla burada itap için hiçbir sebep yoktur.
3-4 – Ne bilirsin[Only Registered Users Can See Links] belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihatı dinleyip ondan yararlanacaktı.
5-6 – Ama irşada ihtiyaç duymayana ise[Only Registered Users Can See Links] ona dönüp itibar ediyorsun.
7 – Halbuki kendisi arınmak istemiyorsa onun arınmamasından sana ne!
8-10 – Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
11 – Hayır! Öyle yapma. Çünkü o ayetler öğüttür[Only Registered Users Can See Links] uyarıdır.
Yok eğer hislerinize mağlub olup Peygambere karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah da onun yardımcısıdır. Cebrail de[Only Registered Users Can See Links] salih müminler ve melekler de ayrıca onun yardımcılarıdır.
5 – Eğer o sizi boşayacak olursa belki de Rabbi ona sizden daha hayırlı[Only Registered Users Can See Links] oruca düşkün dul veya bâkireler olarak başka eşler nasib eder.