siyah.kin
01-08-2010, 12:35 AM
BAKARA SÛRESİ 104 – Ey iman edenler! (Siz[Only Registered Users Can See Links] “Unzurna” deyin ve dinleyip itaat edin.
Kâfirler için acı veren bir azap vardır. [4[Only Registered Users Can See Links]]
Bu âyetten itibaren[Only Registered Users Can See Links] onların maskelerini indiriyor.
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ 44 – İşte bunlar gayb kabîlinden haberler olup onları Biz sana vahyediyoruz.
Yoksa onlar Meryem’i kimin himaye edeceğine dair kur’a çekerlerken ve birbirleriyle tartışırlarken sen yanlarında bulunmuyordun. [11[Only Registered Users Can See Links]]
Bu âyet[Only Registered Users Can See Links] bu hadiselerin Hz. Peygamber (a.s.) ve kavmi tarafından bilinmediğini açıkça göstermektedir.
45 – Gün geldi[Only Registered Users Can See Links] sıfatı Meryem oğludur.
Dünyada da âhirette de itibarlı[Only Registered Users Can See Links]}
Ağızdan çıkan mânalı bir ses veya kitapta yazılı mânalı yazı kelime olduğu gibi[Only Registered Users Can See Links] “Allah’ın bir kelimesi” denebilirse de “Allah” denemez.
46 – Beşiğinde de[Only Registered Users Can See Links]}
NUR SÛRESİ 63 – Resulullahın sizi çağırmasını[Only Registered Users Can See Links] birbirini siper edinerek sıvışıp gidenleri bilir. Öyleyse Peygamberin emrine aykırı hareket edenler başlarına dünyada bir bela gelmesinden yahut âhirette gayet acı bir azap gelmesinden korkup çekinsinler.
Resulullahın çağrısına uymak farzdır. Onun duasına Allah Teâla icabet buyurur. Dolayısıyla ihtimamla itaat gerekir. Âyet aynı zamanda şunu da ifade eder: Müminler[Only Registered Users Can See Links]]
HUCURÂT SÛRESİ 3 – Peygamberin huzurunda seslerini ayarlayanlar var ya[Only Registered Users Can See Links] içindeki takvâyı ortaya çıkarmak için onların kalplerini sınamış ve onlar bu imtihanı başarmışlardır. Onlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
4 – Ama sana evinin dışından seslenenlerin ise ekserisi düşüncesiz[Only Registered Users Can See Links] mâkul davranmayan kimselerdir.
Hz. Peygamberin çevresinde olan ashab[Only Registered Users Can See Links] o da çıkınca konuşurlardı. Tabiatıyla bu durum onun programını altüst ederdi.
5 – Eğer onlar sen kendilerinin yanına çıkıncaya kadar bekleselerdi[Only Registered Users Can See Links] rahimdir.
6 – Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.
Peygamberimiz Velid İbn Ukbe adlı sahabîyi Beni Mustalık kabilesine zekât toplamak için gönderdi. Velid ile onlar arasında daha önce bir kin vardı. Kabîleye yaklaştığı zaman karşısına gelen atlıların kendi aleyhinde oldukları intibaına kapılıp korkarak geri döndü ve zekât vermediklerini söyledi. Hz. Peygamber ordu toplayıp üzerlerine hücum edeceği sırada tesbitin asılsız olduğu kendisine bildirildi. Hâlid bin Velîd’i durumu tahkik etmekle görevlendirdi. Geceleyin onlara çaktırmadan gelen Halid[Only Registered Users Can See Links] ama nebe’ tarzında önemli haberlerin tahkik edilmesini şart görürler.
Fâsık kelimesi burada[Only Registered Users Can See Links] emirleri yerine getirmeyen” anlamındadır.
7-8 – İyi düşünün ki Allah’ın resulü sizin aranızda bulunmaktadır. Şayet o birçok işte size uysaydı[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu ifadeden anlaşıldığına göre müminlerin tümü bu hataya düşmemiş[Only Registered Users Can See Links] diğer sahâbe gibi Peygambere güvenip onun görüşüne tâbi olmaktır.”
MÜCÂDELE SÛRESİ 8 – Böyle kulis yapmaları men edilmişken[Only Registered Users Can See Links] fısıldaşan kimseleri görmüyor musun?
Senin yanına vardıklarında[Only Registered Users Can See Links] sana Allah’ın öğrettiği selamdan başka bir şekilde selam verirler. Kendi içlerinden de: “Allah bizi bu söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya!” diye alay ederler. Onların hakkından ancak cehennem gelir! Muhakkak onlar oraya girecekler. Orası gidilecek ne fena yerdir!
Kâfirler için acı veren bir azap vardır. [4[Only Registered Users Can See Links]]
Bu âyetten itibaren[Only Registered Users Can See Links] onların maskelerini indiriyor.
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ 44 – İşte bunlar gayb kabîlinden haberler olup onları Biz sana vahyediyoruz.
Yoksa onlar Meryem’i kimin himaye edeceğine dair kur’a çekerlerken ve birbirleriyle tartışırlarken sen yanlarında bulunmuyordun. [11[Only Registered Users Can See Links]]
Bu âyet[Only Registered Users Can See Links] bu hadiselerin Hz. Peygamber (a.s.) ve kavmi tarafından bilinmediğini açıkça göstermektedir.
45 – Gün geldi[Only Registered Users Can See Links] sıfatı Meryem oğludur.
Dünyada da âhirette de itibarlı[Only Registered Users Can See Links]}
Ağızdan çıkan mânalı bir ses veya kitapta yazılı mânalı yazı kelime olduğu gibi[Only Registered Users Can See Links] “Allah’ın bir kelimesi” denebilirse de “Allah” denemez.
46 – Beşiğinde de[Only Registered Users Can See Links]}
NUR SÛRESİ 63 – Resulullahın sizi çağırmasını[Only Registered Users Can See Links] birbirini siper edinerek sıvışıp gidenleri bilir. Öyleyse Peygamberin emrine aykırı hareket edenler başlarına dünyada bir bela gelmesinden yahut âhirette gayet acı bir azap gelmesinden korkup çekinsinler.
Resulullahın çağrısına uymak farzdır. Onun duasına Allah Teâla icabet buyurur. Dolayısıyla ihtimamla itaat gerekir. Âyet aynı zamanda şunu da ifade eder: Müminler[Only Registered Users Can See Links]]
HUCURÂT SÛRESİ 3 – Peygamberin huzurunda seslerini ayarlayanlar var ya[Only Registered Users Can See Links] içindeki takvâyı ortaya çıkarmak için onların kalplerini sınamış ve onlar bu imtihanı başarmışlardır. Onlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
4 – Ama sana evinin dışından seslenenlerin ise ekserisi düşüncesiz[Only Registered Users Can See Links] mâkul davranmayan kimselerdir.
Hz. Peygamberin çevresinde olan ashab[Only Registered Users Can See Links] o da çıkınca konuşurlardı. Tabiatıyla bu durum onun programını altüst ederdi.
5 – Eğer onlar sen kendilerinin yanına çıkıncaya kadar bekleselerdi[Only Registered Users Can See Links] rahimdir.
6 – Ey iman edenler[Only Registered Users Can See Links] birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.
Peygamberimiz Velid İbn Ukbe adlı sahabîyi Beni Mustalık kabilesine zekât toplamak için gönderdi. Velid ile onlar arasında daha önce bir kin vardı. Kabîleye yaklaştığı zaman karşısına gelen atlıların kendi aleyhinde oldukları intibaına kapılıp korkarak geri döndü ve zekât vermediklerini söyledi. Hz. Peygamber ordu toplayıp üzerlerine hücum edeceği sırada tesbitin asılsız olduğu kendisine bildirildi. Hâlid bin Velîd’i durumu tahkik etmekle görevlendirdi. Geceleyin onlara çaktırmadan gelen Halid[Only Registered Users Can See Links] ama nebe’ tarzında önemli haberlerin tahkik edilmesini şart görürler.
Fâsık kelimesi burada[Only Registered Users Can See Links] emirleri yerine getirmeyen” anlamındadır.
7-8 – İyi düşünün ki Allah’ın resulü sizin aranızda bulunmaktadır. Şayet o birçok işte size uysaydı[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu ifadeden anlaşıldığına göre müminlerin tümü bu hataya düşmemiş[Only Registered Users Can See Links] diğer sahâbe gibi Peygambere güvenip onun görüşüne tâbi olmaktır.”
MÜCÂDELE SÛRESİ 8 – Böyle kulis yapmaları men edilmişken[Only Registered Users Can See Links] fısıldaşan kimseleri görmüyor musun?
Senin yanına vardıklarında[Only Registered Users Can See Links] sana Allah’ın öğrettiği selamdan başka bir şekilde selam verirler. Kendi içlerinden de: “Allah bizi bu söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya!” diye alay ederler. Onların hakkından ancak cehennem gelir! Muhakkak onlar oraya girecekler. Orası gidilecek ne fena yerdir!