siyah.kin
01-08-2010, 12:34 AM
Hz. Muhammed’in Peygamber Olarak Gönderilmesi - 2لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ (128)
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِي اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ (129)Tevbe suresi 128 – Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer[Only Registered Users Can See Links]]
Tevbe suresi 129 – Buna rağmen aldırmaz[Only Registered Users Can See Links] muazzam hükümranlığın sahibidir.”
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ (107)Enbiya Suresi 107 – İşte bunun içindir ki ey Resulüm[Only Registered Users Can See Links] Biz seni bütün insanlar için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.
Âlemler yerine insanlar demekten maksadımız[Only Registered Users Can See Links] geri plana itilmektedir.
Cenab-ı Allah bütün âlemlere[Only Registered Users Can See Links] dünyevî yönden yararlanmaktadırlar.
وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ إِلَّا إِذَا تَمَنَّى أَلْقَى الشَّيْطَانُ فِي أُمْنِيَّتِهِ فَيَنْسَخُ اللَّهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللَّهُ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (52)Hac Suresi 52 – Senden önce hiç bir resul veya nebî göndermedik ki[Only Registered Users Can See Links] Şeytan onun temennisi hakkında bir vesvese vermek ve ümidini kırmak istemesin.
Ama Allah[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Âyette geçen “temennâ” fiilinin ilk ve meşhur anlamı “arzu ve temenni etmek[Only Registered Users Can See Links] ins şeytanlarından dostlarına da onun önüne engeller koymak için vesvese veriyordu.
Risaletin başlangıcında müminler çok az ve işkenceye mâruz olunca[Only Registered Users Can See Links] genel kabule mazhar olurdu. Demek ki Allah da bundan razı değil ki öbür taraf daha fazla” diye vesvese veriyordu. Böylece herkes bir imtihanla karşı karşıya kalıyordu.
Din[Only Registered Users Can See Links] “İsmet (Allah’ın risaletini koruması)” vasfı karşı çıkıp o vesveseyi boşa çıkarır.
Âyetin mânası bu iken[Only Registered Users Can See Links] Resulü de Kur’ân da bundan münezzehtirler.
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا إِلَى قَوْمِهِمْ فَجَاءُوهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانتَقَمْنَا مِنْ الَّذِينَ أَجْرَمُوا وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ (47)Rum Suresi 47 – Ey Resulüm! Biz senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. O peygamberler ümmetlerine parlak deliller getirdiler[Only Registered Users Can See Links]]
Mûcizeler[Only Registered Users Can See Links] müminlerin intikamını alması demektir.
وَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ (2) إِنَّكَ لَمِنْ الْمُرْسَلِينَ (3) عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (4)Yasin Suresi 2 – Hikmetli Kur’ân’a andolsun: 3 – Sen elbette gönderilen resullerdensin.
4 – Dosdoğru yol üzerindesin.
إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا (8)Fetih Suresi 8 – Muhakkak ki:Biz[Only Registered Users Can See Links] bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki
وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَابَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُبِينٌ (6)Saf suresi 6 – Vakti geldi[Only Registered Users Can See Links]}
Hz. Peygamber (a.s.) bir hadisinde: “Benim adım yerde Muhammed[Only Registered Users Can See Links] muhtemelen onun devrindeki İncîllerde Parakletos yerine Periklitos yazılı idi.
هُوَ الَّذِي بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمْ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ (2)Cuma Suresi 2 – O[Only Registered Users Can See Links] onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Halbuki daha önce belli ve kesin bir sapıklık içinde idiler.
Ümmî kelimesi burada Yahudi geleneğinde ifade ettiği anlamda olup Cenab-ı Hak Yahudileri üstü kapalı bir şekilde kınamaktadır: “Ey Yahudiler[Only Registered Users Can See Links]). İbranîce aslında Goyim (Batı dillerinde gentiles) Yahudi olmayanlar hakkında kullanılıp bunlara hiç değer verilmez. Türkçe Tevrat çevirilerinde bu kelime “milletler” diye çevirilir. Ayrıca Yahudilerin şu gerçeği anlamaları ima ediliyor: “Siz Arapların Cahiliye dönemlerini iyi bilirsiniz. Peygamberin önderliğinde onların nasıl bir nitelik kazandıklarını da görüyorsunuz. Öyleyse bunun ancak ilâhî bir kaynaktan olduğunu anlamanız gerekmez mi?”
رَسُولًا يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِ اللَّهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا قَدْ أَحْسَنَ اللَّهُ لَهُ رِزْقًا (11)Talak Suresi 11 – İşte Allah size gerçekleri hatırlatan bir kitap indirdi[Only Registered Users Can See Links]]
إِنَّا أَرْسَلْنَا إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَاهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَا أَرْسَلْنَا إِلَى فِرْعَوْنَ رَسُولًا (15)Müzzemmil suresi 15 – Bakın (ey Mekkeliler[Only Registered Users Can See Links] ey bütün insanlar) Biz vaktiyle Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi size de hakkınızda şahitlik edecek bir elçi gönderdik.
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِي اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ (129)Tevbe suresi 128 – Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer[Only Registered Users Can See Links]]
Tevbe suresi 129 – Buna rağmen aldırmaz[Only Registered Users Can See Links] muazzam hükümranlığın sahibidir.”
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ (107)Enbiya Suresi 107 – İşte bunun içindir ki ey Resulüm[Only Registered Users Can See Links] Biz seni bütün insanlar için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.
Âlemler yerine insanlar demekten maksadımız[Only Registered Users Can See Links] geri plana itilmektedir.
Cenab-ı Allah bütün âlemlere[Only Registered Users Can See Links] dünyevî yönden yararlanmaktadırlar.
وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ إِلَّا إِذَا تَمَنَّى أَلْقَى الشَّيْطَانُ فِي أُمْنِيَّتِهِ فَيَنْسَخُ اللَّهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللَّهُ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (52)Hac Suresi 52 – Senden önce hiç bir resul veya nebî göndermedik ki[Only Registered Users Can See Links] Şeytan onun temennisi hakkında bir vesvese vermek ve ümidini kırmak istemesin.
Ama Allah[Only Registered Users Can See Links] tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Âyette geçen “temennâ” fiilinin ilk ve meşhur anlamı “arzu ve temenni etmek[Only Registered Users Can See Links] ins şeytanlarından dostlarına da onun önüne engeller koymak için vesvese veriyordu.
Risaletin başlangıcında müminler çok az ve işkenceye mâruz olunca[Only Registered Users Can See Links] genel kabule mazhar olurdu. Demek ki Allah da bundan razı değil ki öbür taraf daha fazla” diye vesvese veriyordu. Böylece herkes bir imtihanla karşı karşıya kalıyordu.
Din[Only Registered Users Can See Links] “İsmet (Allah’ın risaletini koruması)” vasfı karşı çıkıp o vesveseyi boşa çıkarır.
Âyetin mânası bu iken[Only Registered Users Can See Links] Resulü de Kur’ân da bundan münezzehtirler.
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا إِلَى قَوْمِهِمْ فَجَاءُوهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانتَقَمْنَا مِنْ الَّذِينَ أَجْرَمُوا وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ (47)Rum Suresi 47 – Ey Resulüm! Biz senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. O peygamberler ümmetlerine parlak deliller getirdiler[Only Registered Users Can See Links]]
Mûcizeler[Only Registered Users Can See Links] müminlerin intikamını alması demektir.
وَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ (2) إِنَّكَ لَمِنْ الْمُرْسَلِينَ (3) عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (4)Yasin Suresi 2 – Hikmetli Kur’ân’a andolsun: 3 – Sen elbette gönderilen resullerdensin.
4 – Dosdoğru yol üzerindesin.
إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا (8)Fetih Suresi 8 – Muhakkak ki:Biz[Only Registered Users Can See Links] bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki
وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَابَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُبِينٌ (6)Saf suresi 6 – Vakti geldi[Only Registered Users Can See Links]}
Hz. Peygamber (a.s.) bir hadisinde: “Benim adım yerde Muhammed[Only Registered Users Can See Links] muhtemelen onun devrindeki İncîllerde Parakletos yerine Periklitos yazılı idi.
هُوَ الَّذِي بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمْ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ (2)Cuma Suresi 2 – O[Only Registered Users Can See Links] onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Halbuki daha önce belli ve kesin bir sapıklık içinde idiler.
Ümmî kelimesi burada Yahudi geleneğinde ifade ettiği anlamda olup Cenab-ı Hak Yahudileri üstü kapalı bir şekilde kınamaktadır: “Ey Yahudiler[Only Registered Users Can See Links]). İbranîce aslında Goyim (Batı dillerinde gentiles) Yahudi olmayanlar hakkında kullanılıp bunlara hiç değer verilmez. Türkçe Tevrat çevirilerinde bu kelime “milletler” diye çevirilir. Ayrıca Yahudilerin şu gerçeği anlamaları ima ediliyor: “Siz Arapların Cahiliye dönemlerini iyi bilirsiniz. Peygamberin önderliğinde onların nasıl bir nitelik kazandıklarını da görüyorsunuz. Öyleyse bunun ancak ilâhî bir kaynaktan olduğunu anlamanız gerekmez mi?”
رَسُولًا يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِ اللَّهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا قَدْ أَحْسَنَ اللَّهُ لَهُ رِزْقًا (11)Talak Suresi 11 – İşte Allah size gerçekleri hatırlatan bir kitap indirdi[Only Registered Users Can See Links]]
إِنَّا أَرْسَلْنَا إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَاهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَا أَرْسَلْنَا إِلَى فِرْعَوْنَ رَسُولًا (15)Müzzemmil suresi 15 – Bakın (ey Mekkeliler[Only Registered Users Can See Links] ey bütün insanlar) Biz vaktiyle Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi size de hakkınızda şahitlik edecek bir elçi gönderdik.