siyah.kin
01-08-2010, 12:34 AM
Ey Allah'ın mü'min kulu! İyi bil ki[Only Registered Users Can See Links] ona yardım eder.''
Asrı Saadet'te ticaretle uğraşan bir tacir mü'min vardı. Bu tacir ticaretinde helâlı haramı gözetir[Only Registered Users Can See Links] baştan aşağı silâhlı bir eşkıya ile karşılaştı. Eşkıya bu mü'min taciri tehdit etti:
"Mallarını şuraya indir[Only Registered Users Can See Links] develerini de şu ağaca bağla."
Mü'min tacir:
"Mallarım senin olsun[Only Registered Users Can See Links] beni bırak gideyim."
"Bugüne kadar soyup da öldürmediğim kimse yok. Senin hem mallarını alacağım[Only Registered Users Can See Links] hem de canını."
"Madem beni öldürmeye kararlısın[Only Registered Users Can See Links] senden son bir talebim var."
"Söyle talebini."
"Ben müslümanım[Only Registered Users Can See Links] ondan sonra beni öldür."
Eşkıya izin verir. Tacir önce abdestini alır[Only Registered Users Can See Links] sonra da iki rekât namaz kılar ve ellerini Rabbine açar:
"Ya Vedud![Only Registered Users Can See Links] eğisni!.."
Mü'min tacirin duası bitmişti ki[Only Registered Users Can See Links] bu ortaya çıkan süvariye saldırdı. Süvari bir darbe ile eşkıyayı yere düşürdü. Süvari tacire dönerek:
"Öldür bu eşkıyayı" dedi.
"Ben hayatımda kimseyi öldürmedim[Only Registered Users Can See Links] beni bağışla." dedi. Sonra süvari eşkıyayı bir darbe ile öldürdü.
Tacir sordu:
"Sen kimsin?"
"Ben üçüncü kat gökte duran bir meleğim. Bu adamı öldürmeyi Allahu Teâlâ bana nasip etti. Sen namazından sonra ellerini kaldırıp duaya başladığında[Only Registered Users Can See Links] ona yardım eder."
Bu hâdiseden sonra mü'min tacir yola koyulur ve Medine'ye varır. Soluğu Kâinatın Efendisinin huzurunda alır ve başından geçen hâdiseyi anlatır. Taciri dinleyen Kâinatın Efendisi şöyle buyurur:
"Muhakkak ki[Only Registered Users Can See Links] istenen verilir."
Asrı Saadet'te ticaretle uğraşan bir tacir mü'min vardı. Bu tacir ticaretinde helâlı haramı gözetir[Only Registered Users Can See Links] baştan aşağı silâhlı bir eşkıya ile karşılaştı. Eşkıya bu mü'min taciri tehdit etti:
"Mallarını şuraya indir[Only Registered Users Can See Links] develerini de şu ağaca bağla."
Mü'min tacir:
"Mallarım senin olsun[Only Registered Users Can See Links] beni bırak gideyim."
"Bugüne kadar soyup da öldürmediğim kimse yok. Senin hem mallarını alacağım[Only Registered Users Can See Links] hem de canını."
"Madem beni öldürmeye kararlısın[Only Registered Users Can See Links] senden son bir talebim var."
"Söyle talebini."
"Ben müslümanım[Only Registered Users Can See Links] ondan sonra beni öldür."
Eşkıya izin verir. Tacir önce abdestini alır[Only Registered Users Can See Links] sonra da iki rekât namaz kılar ve ellerini Rabbine açar:
"Ya Vedud![Only Registered Users Can See Links] eğisni!.."
Mü'min tacirin duası bitmişti ki[Only Registered Users Can See Links] bu ortaya çıkan süvariye saldırdı. Süvari bir darbe ile eşkıyayı yere düşürdü. Süvari tacire dönerek:
"Öldür bu eşkıyayı" dedi.
"Ben hayatımda kimseyi öldürmedim[Only Registered Users Can See Links] beni bağışla." dedi. Sonra süvari eşkıyayı bir darbe ile öldürdü.
Tacir sordu:
"Sen kimsin?"
"Ben üçüncü kat gökte duran bir meleğim. Bu adamı öldürmeyi Allahu Teâlâ bana nasip etti. Sen namazından sonra ellerini kaldırıp duaya başladığında[Only Registered Users Can See Links] ona yardım eder."
Bu hâdiseden sonra mü'min tacir yola koyulur ve Medine'ye varır. Soluğu Kâinatın Efendisinin huzurunda alır ve başından geçen hâdiseyi anlatır. Taciri dinleyen Kâinatın Efendisi şöyle buyurur:
"Muhakkak ki[Only Registered Users Can See Links] istenen verilir."