siyah.kin
11-20-2009, 05:02 PM
Vücudumuzu bakteri ve virüs gibi düşmanlarına karşı koruyan savunma sistemi aynı disiplinli bir ordu gibi hareket eder. Savunma sistemimizin düşmanlarına karşı savaşı üç önemli bölümden oluşur.
1- Düşmanın tespiti; ilk müdahale.
2- Gerçek ordunun müdahalesi; sıcak savaş.
3- Sakin duruma dönüş.
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 117[Only Registered Users Can See Links] ve enerji sağlamak için vücut ısısını 39 C0 dereceye çıkartır.
Savunma sisteminin savaşa başlamadan önce mutlaka düşmanı iyice tanıması[Only Registered Users Can See Links] savunma sistemimiz yanlışlıkla kendi hücrelerimize saldırabilir.
İlk müdahale savunma sisteminin çöpçü hücreleri olan fagositlerden gelir. Fagositler düşmana karşı savaş verirler. Bir anlamda düşmanla ilk fiziksel teması sağlayan piyade birlikleri gibidirler. (şekil 117)
Kimi zaman fagositler düşmanın yayılma hızına yetişemezler. Bu durumda devreye makrofajlar girer. Makrofajları da düşmanın içine dalan süvarilere benzetebiliriz. Aynı zamanda makrofajlar[Only Registered Users Can See Links] yani vücut ısısının yükselmesini sağlarlar. (şekil 118)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 119: Yardımcı T hücreleri düşmanla ilgili bilgileri öldürücü T hücrelerine götürür. Ancak makrofajların çok önemli bir özellikleri daha vardır. Makrofaj hücresi bir virüsü yakalayıp yutunca[Only Registered Users Can See Links] aynı zamanda da bir istihbarattır.
Düşmanı[Only Registered Users Can See Links] dalak ve lenf bezlerine ulaştırırlar. (şekil 120)
Lenf bezlerine ulaşıldığında[Only Registered Users Can See Links] görev sıralarını bekleyen B hücreleri harekete geçirilir. (B hücreleri kemik iliğinde üretildikten sonra görevlerini beklemek üzere lenf bezlerine giderler.) (şekil 121)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 120[Only Registered Users Can See Links] daha sonra da düşmanın (antijenin) biyolojik yapısını bozacak niteliktedirler. (şekil 122)
Eğer virüs hücrenin içine girerse[Only Registered Users Can See Links] antikorlar virüsü yakalayamazlar. Bu sefer devreye yine öldürücü T hücresi girer ve MHC molekülleri sayesinde hücrenin içindeki virüsleri tespit eder ve hücreyi öldürürler. (şekil 123)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 122[Only Registered Users Can See Links] içlerinde virüs bulunan hücreleri tahrip ederler. (şekil 124)
Zafer kazanıldıktan sonra baskılayıcı T hücreleri savaşı durdururlar. (şekil 125) Savaş bitmiştir; ama asla unutulmayacaktır. Bellek hücreleri[Only Registered Users Can See Links] aynı düşmanla tekrar karşılaşıldığında savunmanın çok süratli ve etkili olmasını sağlarlar. (şekil 126)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 124: NK yani doğal katil hücreler[Only Registered Users Can See Links] öldürücü T hücrelerinin fark edemedikleri virüsleri tahrip ederler
1- Düşmanın tespiti; ilk müdahale.
2- Gerçek ordunun müdahalesi; sıcak savaş.
3- Sakin duruma dönüş.
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 117[Only Registered Users Can See Links] ve enerji sağlamak için vücut ısısını 39 C0 dereceye çıkartır.
Savunma sisteminin savaşa başlamadan önce mutlaka düşmanı iyice tanıması[Only Registered Users Can See Links] savunma sistemimiz yanlışlıkla kendi hücrelerimize saldırabilir.
İlk müdahale savunma sisteminin çöpçü hücreleri olan fagositlerden gelir. Fagositler düşmana karşı savaş verirler. Bir anlamda düşmanla ilk fiziksel teması sağlayan piyade birlikleri gibidirler. (şekil 117)
Kimi zaman fagositler düşmanın yayılma hızına yetişemezler. Bu durumda devreye makrofajlar girer. Makrofajları da düşmanın içine dalan süvarilere benzetebiliriz. Aynı zamanda makrofajlar[Only Registered Users Can See Links] yani vücut ısısının yükselmesini sağlarlar. (şekil 118)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 119: Yardımcı T hücreleri düşmanla ilgili bilgileri öldürücü T hücrelerine götürür. Ancak makrofajların çok önemli bir özellikleri daha vardır. Makrofaj hücresi bir virüsü yakalayıp yutunca[Only Registered Users Can See Links] aynı zamanda da bir istihbarattır.
Düşmanı[Only Registered Users Can See Links] dalak ve lenf bezlerine ulaştırırlar. (şekil 120)
Lenf bezlerine ulaşıldığında[Only Registered Users Can See Links] görev sıralarını bekleyen B hücreleri harekete geçirilir. (B hücreleri kemik iliğinde üretildikten sonra görevlerini beklemek üzere lenf bezlerine giderler.) (şekil 121)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 120[Only Registered Users Can See Links] daha sonra da düşmanın (antijenin) biyolojik yapısını bozacak niteliktedirler. (şekil 122)
Eğer virüs hücrenin içine girerse[Only Registered Users Can See Links] antikorlar virüsü yakalayamazlar. Bu sefer devreye yine öldürücü T hücresi girer ve MHC molekülleri sayesinde hücrenin içindeki virüsleri tespit eder ve hücreyi öldürürler. (şekil 123)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 122[Only Registered Users Can See Links] içlerinde virüs bulunan hücreleri tahrip ederler. (şekil 124)
Zafer kazanıldıktan sonra baskılayıcı T hücreleri savaşı durdururlar. (şekil 125) Savaş bitmiştir; ama asla unutulmayacaktır. Bellek hücreleri[Only Registered Users Can See Links] aynı düşmanla tekrar karşılaşıldığında savunmanın çok süratli ve etkili olmasını sağlarlar. (şekil 126)
[Only Registered Users Can See Links]
Şekil 124: NK yani doğal katil hücreler[Only Registered Users Can See Links] öldürücü T hücrelerinin fark edemedikleri virüsleri tahrip ederler