qozde
02-04-2008, 01:24 AM
240 Komando alaydan nasıl çalındı
--------------------------------------------------------------------------------
240 Komando alaydan nasıl çalındıKomando Alay Komutanı Uludağ, 240 Komanda erinin cepheye gitmeden çalındığını iddia ediyor ve isim vererek bazı subaylara ağır ithamlar yöneltiyor...
Kurmay Albay Ahmet Uludağ, doğru çıkması halinde Türkiye tarihinin en büyük skandallı sayılabilecek, müthiş bir iddia savunuyor: Güneydoğu'da çatışmaya gitmesi beklenen 240 er emir ve talimatlar çiğnenerek geri hizmetlere çekilerek yerlerine yeterli eğitim almamış acemi erlere silah verildi... Uludağ, konu hakkında isim vererek bazı komutanları suçladığı gibi bununla da yetinmeyerek, dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya varana dek, pek çok üstdüzey rütbeliyi de skandalı örtbas etmekle itham ediyor..
Peki kim bu Ahmet Uludağ, şöhret kovalayan emekli bir subay mı, yoksa eğitim görmemeiş erleri cephheye sürmek zorunda kaldığı için vicdanının sesini dinleyerek onların hakkını arayan babacan bir komutan mı? Böylesi cesur bir çıkışı neden yaptı ve ne denli önemli bir iddia ortaya attığının farkında mı?
Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya gönderdiği yazıda yer alan ifadelere bakarsak, bu sorunun cevabı çok net: "Ben falanca kantinde sakız beş kuruş daha pahalı satılıyor, diye şikayette bulunmadım. 240 komando erbaş ve erinin emirlere aykın olarak ve hangi menfaat karşılığı Güneydoğu'ya gönderilmediği hakkında 2. Piyade Tugay Komutanı, 15. Kolordu Komutanı ve 1. Ordu Komutanı'nı şikayet etmiştim!"
Uludağ'ın yazdığı dilekçeleri kanıt göstererek ortaya attığı iddialar yargıçları hayli terletecek davalar gündeme getirebilir.
KURMAY ALBAY AHMET ULUDAĞ KİM?
Emekli Kurmay Albay Ahmet Uludağ, 1947'de Eskişehir'de doğdu. 1965'te Kara Harp Okulu'na girerek 1967'de topçu subay çıktı. 1968'de Topçu ve Füze Okulu'ndan, 1978'de Kara Harp Akademisi'nden, 1989'da Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden, 1990 yılında da Pakistan Savunma Koleji'nden mezun oldu.
Pakistan Quad-i Azam Üniversitesi'nde savunma ve strateji konusunda yüksek lisans yaptı. Topçu batarya komutanlığı, tümen ve tugaylarda karargâh subaylığı, Kara Harp Okulu'nda tabur komutanlığı ve öğretmenlik yaptı. 1994-1995 yıllarında Güneydogu'da Komando Alay Komutanlığı görevini üstlendi... 1995 yılında yazdığı dilekçelerle 240 komandonun akibetini araştırdı. Aynı yılın ağustos ayında İzmit 15. Kolordu Kurmay Başkanlığı'na tayin edildi. Ancak Uludağ, kendi ifadesiyle "çalınan askerleri" konusunda suça ortak olmakla eleştirdiği bu birime gitmeyi istemedi ve kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Uludağ emekli olduktan sonra da 240 komandonun peşini bırakmadı ve son olarak geçtiğimiz ay yayınlanan "Çalınan 240 Komando Askeri" adlı kitapla konuyu kamuoyuna duyurmuş oldu...
240 KOMANDO CEPHEDEN KAÇIRILDI İDDİASI?
Kuzey Irak'ta ve Güneydoğu'da PKK ile mücadele için özel olarak kurulan taktik alaylardan biri olan ve 1994 yılında görevlendirilen 151. Komando Alayı'nın komutanı Emekli Kurmay Albay Ahmet Uludağ'ın iddiasına göre, 240 komando emirlere aykırı olarak Güneydoğu'ya çatışma ortamına gönderilmemek için bu alaydan çalındı! "Geri hizmete verilen komandoların yerine 148 acemi er 'komando kılığında' 151. Komando Alayı'nda görevlendirildi! Bunun sorumlusu Adapazarı'ndaki 2. Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Rauf Aydın!
Dönemin Genelkurmay Başkanı; Kara Kuvvetleri, 15. Kolordu ve 1. Ordu komutanları da buna göz yumdu! (Uludağ'ın suçladığı askeri yetkililer dönemin Genelkurmay Başkanı ismail Hakkı Karadayı, Kara Kuvvetleri Komutanı Hikmet Bayar, 15. Kolordu Komutanı Korgeneral Nahit Şenoğul ve 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hikmet Koksal!) Bu yüzden de Kuzey Irak'a eğitim seviyesi ve fiziki kabiliyeti komando taburundan az olan bir iç güvenlik taburu gitti! 240 komandoyu birliğinde tutan ve Güneydoğu'ya gitmekten alıkoyduğu öne sürülen Tuğgeneral Rauf Aydın ise daha sonra atandığı Diyarbakır'daki Atmaca Operasyonu'nda 27 şehit birden verdi. Bu, bir operasyonda bu denli şehit verilen ilk çatışmaydı!"
151. ALAYIN HİKAYESİ
151. Komando Alayı, sabit bir kışlası olmayan seyyar bir birlikti ve 1994'ün ağustos ayından itibaren tam bir yıl süre ile Güneydoğu'daki operasyonlarda aktif görev aldı. Aktel Dergisi Muhabiri Ürün Diri Kurmay Albay Ahmet Uludağ 'ın komutasında alaya bağlı Mehmetçikler, bir gün Tatvan'da, bir gün Bitlis'te, Muş'ta, Siirt'te teröristlerle çarpışıyordu. Alayın Karargah Takımı İle l'inci Komando Taburu'na her üç ayda bir, yani her tertip erlerden yaklaşık 150 komando erinin gelmesi gerekiyordu.
Kurmay Albay Ahmet Uludağ'ın kitabında yer alan bilgileri Aktüel dergisi için haberleştiren Ürün Dirier'in haberinde yer alan bilgilere göre skandal işte bu noktada fark ediliyor. Uludağ, yaşananları kendi cephesinden aktarmayı şu şekilde sürdürüyor:
"Eğitim merkezlerinde eğitimini tamamlayan komando erlerini Adapazan'nda toplaması ve Güneydoğu'daki bu alayın o anda nerede olduğunu öğrenmesi, otobüs kiralaması, yol güzergâhındaki gamizonlarla koordinasyon içinde emniyetli bir şekilde ulaştırması için" Adapazarı 2'nci Piyade Tugay Komutanlığı'na da özel görev verilmişti.
Bu görev verilirken Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve 1'nci Ordu Komutanlığı'nca, yani sıralı bütün komutanlıklarca aynı yazılı verilmişti: "Bu komando erleri senin tugayına ait değil, bir komando erini dahi kışlanda bırakmaya hakkın yok, hepsini Güneydoğu'daki 151'inci Komando Alayı'na sevk et!"
Ancak alay komutanlığında göreve başlamasından iki ay sonra taburların personel durumunu inceleyen Uludağ, tertipler arasında büyük dengesizlik gördü. Birlikte beş tertipten asker vardı ve her tertipten ortalama 137 er olması gerekirken 1973/3 tertip erlerin mevcudu 464 kişiydi. Yani normalden üç kat fazla. Oysa diğer tertiplerin miktarı normalin çok altındaydı.
Uludağ, bu durumun yaratacağı sakıncalan Adapazarı 2. Piyade Komutanlığı'na 15 Ekim 1994 tarihli yazıyla bildirdi: "Er dağılımı aynı kalırsa 1973/3 tertipler terhis olduktan sonra taburun mevcudu bir bölüğe düşecek ve operasyon görevini yapamayacak!" Uludağ aynı yazıda doğacak er açığının önlenmesi için de talepte bulundu: "Adapazan'nda bırakılmış komando eri varsa gönderilmesi..."
Ancak yazıya cevap gönderilmedi. Bir süre sonra gönderilen emirle 1. Komando Taburu Adapazan'na geri çekildi ve bu taburun yerine bir iç Güvenlik Taburu verildi.
--------------------------------------------------------------------------------
240 Komando alaydan nasıl çalındıKomando Alay Komutanı Uludağ, 240 Komanda erinin cepheye gitmeden çalındığını iddia ediyor ve isim vererek bazı subaylara ağır ithamlar yöneltiyor...
Kurmay Albay Ahmet Uludağ, doğru çıkması halinde Türkiye tarihinin en büyük skandallı sayılabilecek, müthiş bir iddia savunuyor: Güneydoğu'da çatışmaya gitmesi beklenen 240 er emir ve talimatlar çiğnenerek geri hizmetlere çekilerek yerlerine yeterli eğitim almamış acemi erlere silah verildi... Uludağ, konu hakkında isim vererek bazı komutanları suçladığı gibi bununla da yetinmeyerek, dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya varana dek, pek çok üstdüzey rütbeliyi de skandalı örtbas etmekle itham ediyor..
Peki kim bu Ahmet Uludağ, şöhret kovalayan emekli bir subay mı, yoksa eğitim görmemeiş erleri cephheye sürmek zorunda kaldığı için vicdanının sesini dinleyerek onların hakkını arayan babacan bir komutan mı? Böylesi cesur bir çıkışı neden yaptı ve ne denli önemli bir iddia ortaya attığının farkında mı?
Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya gönderdiği yazıda yer alan ifadelere bakarsak, bu sorunun cevabı çok net: "Ben falanca kantinde sakız beş kuruş daha pahalı satılıyor, diye şikayette bulunmadım. 240 komando erbaş ve erinin emirlere aykın olarak ve hangi menfaat karşılığı Güneydoğu'ya gönderilmediği hakkında 2. Piyade Tugay Komutanı, 15. Kolordu Komutanı ve 1. Ordu Komutanı'nı şikayet etmiştim!"
Uludağ'ın yazdığı dilekçeleri kanıt göstererek ortaya attığı iddialar yargıçları hayli terletecek davalar gündeme getirebilir.
KURMAY ALBAY AHMET ULUDAĞ KİM?
Emekli Kurmay Albay Ahmet Uludağ, 1947'de Eskişehir'de doğdu. 1965'te Kara Harp Okulu'na girerek 1967'de topçu subay çıktı. 1968'de Topçu ve Füze Okulu'ndan, 1978'de Kara Harp Akademisi'nden, 1989'da Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden, 1990 yılında da Pakistan Savunma Koleji'nden mezun oldu.
Pakistan Quad-i Azam Üniversitesi'nde savunma ve strateji konusunda yüksek lisans yaptı. Topçu batarya komutanlığı, tümen ve tugaylarda karargâh subaylığı, Kara Harp Okulu'nda tabur komutanlığı ve öğretmenlik yaptı. 1994-1995 yıllarında Güneydogu'da Komando Alay Komutanlığı görevini üstlendi... 1995 yılında yazdığı dilekçelerle 240 komandonun akibetini araştırdı. Aynı yılın ağustos ayında İzmit 15. Kolordu Kurmay Başkanlığı'na tayin edildi. Ancak Uludağ, kendi ifadesiyle "çalınan askerleri" konusunda suça ortak olmakla eleştirdiği bu birime gitmeyi istemedi ve kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Uludağ emekli olduktan sonra da 240 komandonun peşini bırakmadı ve son olarak geçtiğimiz ay yayınlanan "Çalınan 240 Komando Askeri" adlı kitapla konuyu kamuoyuna duyurmuş oldu...
240 KOMANDO CEPHEDEN KAÇIRILDI İDDİASI?
Kuzey Irak'ta ve Güneydoğu'da PKK ile mücadele için özel olarak kurulan taktik alaylardan biri olan ve 1994 yılında görevlendirilen 151. Komando Alayı'nın komutanı Emekli Kurmay Albay Ahmet Uludağ'ın iddiasına göre, 240 komando emirlere aykırı olarak Güneydoğu'ya çatışma ortamına gönderilmemek için bu alaydan çalındı! "Geri hizmete verilen komandoların yerine 148 acemi er 'komando kılığında' 151. Komando Alayı'nda görevlendirildi! Bunun sorumlusu Adapazarı'ndaki 2. Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Rauf Aydın!
Dönemin Genelkurmay Başkanı; Kara Kuvvetleri, 15. Kolordu ve 1. Ordu komutanları da buna göz yumdu! (Uludağ'ın suçladığı askeri yetkililer dönemin Genelkurmay Başkanı ismail Hakkı Karadayı, Kara Kuvvetleri Komutanı Hikmet Bayar, 15. Kolordu Komutanı Korgeneral Nahit Şenoğul ve 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hikmet Koksal!) Bu yüzden de Kuzey Irak'a eğitim seviyesi ve fiziki kabiliyeti komando taburundan az olan bir iç güvenlik taburu gitti! 240 komandoyu birliğinde tutan ve Güneydoğu'ya gitmekten alıkoyduğu öne sürülen Tuğgeneral Rauf Aydın ise daha sonra atandığı Diyarbakır'daki Atmaca Operasyonu'nda 27 şehit birden verdi. Bu, bir operasyonda bu denli şehit verilen ilk çatışmaydı!"
151. ALAYIN HİKAYESİ
151. Komando Alayı, sabit bir kışlası olmayan seyyar bir birlikti ve 1994'ün ağustos ayından itibaren tam bir yıl süre ile Güneydoğu'daki operasyonlarda aktif görev aldı. Aktel Dergisi Muhabiri Ürün Diri Kurmay Albay Ahmet Uludağ 'ın komutasında alaya bağlı Mehmetçikler, bir gün Tatvan'da, bir gün Bitlis'te, Muş'ta, Siirt'te teröristlerle çarpışıyordu. Alayın Karargah Takımı İle l'inci Komando Taburu'na her üç ayda bir, yani her tertip erlerden yaklaşık 150 komando erinin gelmesi gerekiyordu.
Kurmay Albay Ahmet Uludağ'ın kitabında yer alan bilgileri Aktüel dergisi için haberleştiren Ürün Dirier'in haberinde yer alan bilgilere göre skandal işte bu noktada fark ediliyor. Uludağ, yaşananları kendi cephesinden aktarmayı şu şekilde sürdürüyor:
"Eğitim merkezlerinde eğitimini tamamlayan komando erlerini Adapazan'nda toplaması ve Güneydoğu'daki bu alayın o anda nerede olduğunu öğrenmesi, otobüs kiralaması, yol güzergâhındaki gamizonlarla koordinasyon içinde emniyetli bir şekilde ulaştırması için" Adapazarı 2'nci Piyade Tugay Komutanlığı'na da özel görev verilmişti.
Bu görev verilirken Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve 1'nci Ordu Komutanlığı'nca, yani sıralı bütün komutanlıklarca aynı yazılı verilmişti: "Bu komando erleri senin tugayına ait değil, bir komando erini dahi kışlanda bırakmaya hakkın yok, hepsini Güneydoğu'daki 151'inci Komando Alayı'na sevk et!"
Ancak alay komutanlığında göreve başlamasından iki ay sonra taburların personel durumunu inceleyen Uludağ, tertipler arasında büyük dengesizlik gördü. Birlikte beş tertipten asker vardı ve her tertipten ortalama 137 er olması gerekirken 1973/3 tertip erlerin mevcudu 464 kişiydi. Yani normalden üç kat fazla. Oysa diğer tertiplerin miktarı normalin çok altındaydı.
Uludağ, bu durumun yaratacağı sakıncalan Adapazarı 2. Piyade Komutanlığı'na 15 Ekim 1994 tarihli yazıyla bildirdi: "Er dağılımı aynı kalırsa 1973/3 tertipler terhis olduktan sonra taburun mevcudu bir bölüğe düşecek ve operasyon görevini yapamayacak!" Uludağ aynı yazıda doğacak er açığının önlenmesi için de talepte bulundu: "Adapazan'nda bırakılmış komando eri varsa gönderilmesi..."
Ancak yazıya cevap gönderilmedi. Bir süre sonra gönderilen emirle 1. Komando Taburu Adapazan'na geri çekildi ve bu taburun yerine bir iç Güvenlik Taburu verildi.