qozde
02-03-2008, 10:34 PM
Tarihte bir gezinti
--------------------------------------------------------------------------------
İsmet Paşa’nın ölümünün 34. yılı münasebetiyle, tarih sayfaları arasında bir gezinti yapma zaruretini hissettik. Zira, İsmet Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında mevcut olan dargınlıklara rağmen, TV ekranlarında ve gazetelerde, İsmet Paşa lehine, Mustafa Kemal Paşa hep istismar edilmiştir. Nitekim, milli tarih, Mustafa Kemal Paşa ile İsmet İnönü’nün asker arkadaşı olduğunu, birbirlerini tamamladıklarını, birbirlerinden kopmaz bağlarla sıkı bir şekilde bağlı olduklarını, aralarında dargınlık olmadan ömürlerini tamamladıklarını yazar.
Bu iddialar ne derece doğrudur? Bunu anlayabilmek için, o dönemi onlarla birlikte yaşayan asker, devlet adamı, bürokrat, diplomat ve gazetecilerin hatıralarından istifade etmek, onları okuyarak sonuca varmak çok daha doğru olur. Yoksa, Emin Oktay’ın yanlı yazdığı tarih kitaplarından doğruyu bulmak mümkün değildir.
Nitekim, Mustafa Kemal Paşa’nın vefatından önce, merhum İsmet Paşa ile aralarının çok açık olduğunu, görüşmediklerini, karşılaştıklarında selamlaşmadıklarını, biraz hatırat okuyan herkes çok iyi bilmektedir. İsmet Paşa’nın “benim, hükümet riyasetinden çekilmemi icap ettirecek hiçbir sebep ve zaruret yoktur” demesine rağmen, hükümet istifa etmeden, Başbakanlıktan 20 Eylül 1937 tarihinde uzaklaştırıldığı bilinmektedir.
Bu işin temelinde yatan hadise ise, merhum İsmet Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben “sen benim söylediklerimi başkalarından tahkike kalkışıyorsun. Etrafında bulunanlar, benim aleyhimde tezviratta bulunuyorlar…..Sofradan emirler alıyoruz ve bunlar yüzünden büyük sıkıntılara düşüyoruz.” şeklinde konuşmasıdır.
İsmet Paşa’nın, bazı erkanın huzurunda yapmış olduğu bu konuşmadan, Mustafa Kemal Paşa’nın canı son derece sıkılmış, İsmet Paşa’ya cevaben “evet, senin hakkında bana çok şeyler söyleniyor, hatta aleyhinde bir çok yazılarda alıyorum… Bunların hiçbirisine aldırış etmiyorum.” dediği tarihe düşmüştür.
Tespit edebildiğimiz diğer bir husus, zamanın Ziraat Vekili Şakir Kesebir’e hitaben, Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı konuşmadır. Mustafa Kemal Paşa’nın “bugün çiftliği gezdim, bilhassa Karadeniz havuzunun etrafındaki meyve ağaçlarını biraz bakımsız buldum.” demesi üzerine, ziraat vekili Şakir Kesebir yerine, Başbakan İsmet İnönü’nün cevap vermesi ve cevabı son derece asap bozucu idi. İsmet Paşa bu cevabında “bunları Hasan Rıza ve Tahsin beylere söylersin” diyerek, bir nevi kendi ipini çekmiştir. Hasan Rıza bey o dönem Cumhurbaşkanlığı genel sekreteri idi. İsmet Paşa bu konuşması ile Atatürk’e demek istiyor ki, sen benim bakanlarıma karışamazsın. Sadece emrinde olanlara talimat verebilirsin. İsmet Paşa’nın bu tavrı son derece cüretkardı.
Durumu kavrayan Mustafa Kemal Paşa “anlaşıldı, bu gece doğru dürüst konuşmayacağız” diyerek, sofrayı ve sofradakileri sinirli bir şekilde terk edip, istirahata çekilmiştir.
Diğer bir hatıra Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan. Bir akşam “Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı sofrasında eski maarif vekillerinden Esat beyi vazifesinden af edip, yerine Reşit Galip’i getirmek istediğini bildiren bir telgrafına geç vakit İsmet Paşa’nın Ankara’dan verdiği cevap son derece enteresan ve can sıkıcı idi.
Şöyle ki: “gece yarısı gaflet uykusundan uyandırılarak, kabinesinde değişiklik yapılmak istendiği haberini alan bir başvekilin, bu hususta ileri süreceği mütalaadan nasıl bir fikir selameti beklenebilir.” Bu cevap aralarının daha çok açılmasına ve ipin kopmasına başka bir gerekçe olmuştur.
Bu konuşmalar Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa arasında tansiyonun yükselmesine vesile oldu. O kadar ki, Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları Fuat Köprülü, Hasan Reşit, Cevat Dilemre ve Necmi Dilmen beylere “İsmet Paşa bana isyan etti. Evet, isyan etti. Ben de kendisine, sen hastasın, sana izin veriyorum, biraz istirahat et dedim. Heybeli’ye gönderdim” demiştir.Bir müddet sonra da başka bir mekanda “ben bu İsmet’i 20 senedir yola getiremedim. O kadar kararsız, mütereddit ki, ordu komutanlığı edemez. Askerlik malumatı şüphe yok ki vardır. Fakat işte o kadar…. Vehim hastası… Zannediyor ki, memleketi kendisi idare ediyor. Bana dedi ki “Başvekil miyim, kıçvekil miyim anlayamıyorum, nefes aldırmıyorsunuz, kendi düşüncelerimi, kendi nokta-i nazarlarımı tatbik edemiyorum.” Yani demek istiyor ki, ben ona muhtacım. Asla.” demek suretiyle, İsmet Paşa’dan şikayetini, bir kere daha vurgulamıştır.
Bahis konusu gergin konuşmalardan sonra, merhum İsmet Paşa Başbakanlık koltuğundan ipi çekilerek uzaklaştırılmış, yerine 25 Ekim 1937 tarihinde Celal Bayar Başbakan nasbedilmiştir. İsmet Paşa’nın Başbakanlıktan azli dahi aradaki gerginliği halletmemiştir. Nitekim, İsmet Paşa taraftarlarına gizliden verdiği talimatlarla, Mustafa Kemal Paşa üzerine siyasi baskı kurmaya çalışmıştır. Stadyumlarda İsmet Paşa kendisini alkışlatmış, bazı dost sofralarında ise sataşmaya varan sözler sarf etmiş ve bazı konuşmaları ile de Mustafa Kemal Paşa’yı son derece sinirlendirmiştir.
Mustafa Kemal Paşa gizlice kendi aleyhinde cereyan eden olayları günü gününe haber alıyordu. İsmet Paşa ile her karşılaştığında tarizlerde bulunuyor, bir nevi ikaz vazifesini yapıyordu.
Sonunda, bugünkü TV ve gazete yayınlarının aksine, aralarındaki ipler kopmuş, başlangıçta oluşan dostluk yok olup, bitmiştir. Yerini kırılganlıklar almıştır. Bu hal, Mustafa Kemal Paşa’nın ölümüne kadar devam etmiştir. Ne var ki, Mustafa Kemal Paşa tanzim ettirdiği vasiyetnamesinde İsmet Paşa’nın çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardımın yapılmasını vasiyet etmiştir. Niçin Mustafa Kemal Paşa vasiyetine böyle bir hüküm koymaya kendini mecbur hissetmiştir? Yoksa, İsmet Paşayı ölmüş mü biliyordu?
İstifade edilen kaynak:
Yalan Söyleyen Tarih Utansın, Mustafa Müftüoğlu,
Cilt:1, Sayfa:302 vd, Çile Yayınları,1981
--------------------------------------------------------------------------------
İsmet Paşa’nın ölümünün 34. yılı münasebetiyle, tarih sayfaları arasında bir gezinti yapma zaruretini hissettik. Zira, İsmet Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında mevcut olan dargınlıklara rağmen, TV ekranlarında ve gazetelerde, İsmet Paşa lehine, Mustafa Kemal Paşa hep istismar edilmiştir. Nitekim, milli tarih, Mustafa Kemal Paşa ile İsmet İnönü’nün asker arkadaşı olduğunu, birbirlerini tamamladıklarını, birbirlerinden kopmaz bağlarla sıkı bir şekilde bağlı olduklarını, aralarında dargınlık olmadan ömürlerini tamamladıklarını yazar.
Bu iddialar ne derece doğrudur? Bunu anlayabilmek için, o dönemi onlarla birlikte yaşayan asker, devlet adamı, bürokrat, diplomat ve gazetecilerin hatıralarından istifade etmek, onları okuyarak sonuca varmak çok daha doğru olur. Yoksa, Emin Oktay’ın yanlı yazdığı tarih kitaplarından doğruyu bulmak mümkün değildir.
Nitekim, Mustafa Kemal Paşa’nın vefatından önce, merhum İsmet Paşa ile aralarının çok açık olduğunu, görüşmediklerini, karşılaştıklarında selamlaşmadıklarını, biraz hatırat okuyan herkes çok iyi bilmektedir. İsmet Paşa’nın “benim, hükümet riyasetinden çekilmemi icap ettirecek hiçbir sebep ve zaruret yoktur” demesine rağmen, hükümet istifa etmeden, Başbakanlıktan 20 Eylül 1937 tarihinde uzaklaştırıldığı bilinmektedir.
Bu işin temelinde yatan hadise ise, merhum İsmet Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben “sen benim söylediklerimi başkalarından tahkike kalkışıyorsun. Etrafında bulunanlar, benim aleyhimde tezviratta bulunuyorlar…..Sofradan emirler alıyoruz ve bunlar yüzünden büyük sıkıntılara düşüyoruz.” şeklinde konuşmasıdır.
İsmet Paşa’nın, bazı erkanın huzurunda yapmış olduğu bu konuşmadan, Mustafa Kemal Paşa’nın canı son derece sıkılmış, İsmet Paşa’ya cevaben “evet, senin hakkında bana çok şeyler söyleniyor, hatta aleyhinde bir çok yazılarda alıyorum… Bunların hiçbirisine aldırış etmiyorum.” dediği tarihe düşmüştür.
Tespit edebildiğimiz diğer bir husus, zamanın Ziraat Vekili Şakir Kesebir’e hitaben, Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı konuşmadır. Mustafa Kemal Paşa’nın “bugün çiftliği gezdim, bilhassa Karadeniz havuzunun etrafındaki meyve ağaçlarını biraz bakımsız buldum.” demesi üzerine, ziraat vekili Şakir Kesebir yerine, Başbakan İsmet İnönü’nün cevap vermesi ve cevabı son derece asap bozucu idi. İsmet Paşa bu cevabında “bunları Hasan Rıza ve Tahsin beylere söylersin” diyerek, bir nevi kendi ipini çekmiştir. Hasan Rıza bey o dönem Cumhurbaşkanlığı genel sekreteri idi. İsmet Paşa bu konuşması ile Atatürk’e demek istiyor ki, sen benim bakanlarıma karışamazsın. Sadece emrinde olanlara talimat verebilirsin. İsmet Paşa’nın bu tavrı son derece cüretkardı.
Durumu kavrayan Mustafa Kemal Paşa “anlaşıldı, bu gece doğru dürüst konuşmayacağız” diyerek, sofrayı ve sofradakileri sinirli bir şekilde terk edip, istirahata çekilmiştir.
Diğer bir hatıra Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan. Bir akşam “Atatürk’ün, Dolmabahçe Sarayı sofrasında eski maarif vekillerinden Esat beyi vazifesinden af edip, yerine Reşit Galip’i getirmek istediğini bildiren bir telgrafına geç vakit İsmet Paşa’nın Ankara’dan verdiği cevap son derece enteresan ve can sıkıcı idi.
Şöyle ki: “gece yarısı gaflet uykusundan uyandırılarak, kabinesinde değişiklik yapılmak istendiği haberini alan bir başvekilin, bu hususta ileri süreceği mütalaadan nasıl bir fikir selameti beklenebilir.” Bu cevap aralarının daha çok açılmasına ve ipin kopmasına başka bir gerekçe olmuştur.
Bu konuşmalar Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa arasında tansiyonun yükselmesine vesile oldu. O kadar ki, Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları Fuat Köprülü, Hasan Reşit, Cevat Dilemre ve Necmi Dilmen beylere “İsmet Paşa bana isyan etti. Evet, isyan etti. Ben de kendisine, sen hastasın, sana izin veriyorum, biraz istirahat et dedim. Heybeli’ye gönderdim” demiştir.Bir müddet sonra da başka bir mekanda “ben bu İsmet’i 20 senedir yola getiremedim. O kadar kararsız, mütereddit ki, ordu komutanlığı edemez. Askerlik malumatı şüphe yok ki vardır. Fakat işte o kadar…. Vehim hastası… Zannediyor ki, memleketi kendisi idare ediyor. Bana dedi ki “Başvekil miyim, kıçvekil miyim anlayamıyorum, nefes aldırmıyorsunuz, kendi düşüncelerimi, kendi nokta-i nazarlarımı tatbik edemiyorum.” Yani demek istiyor ki, ben ona muhtacım. Asla.” demek suretiyle, İsmet Paşa’dan şikayetini, bir kere daha vurgulamıştır.
Bahis konusu gergin konuşmalardan sonra, merhum İsmet Paşa Başbakanlık koltuğundan ipi çekilerek uzaklaştırılmış, yerine 25 Ekim 1937 tarihinde Celal Bayar Başbakan nasbedilmiştir. İsmet Paşa’nın Başbakanlıktan azli dahi aradaki gerginliği halletmemiştir. Nitekim, İsmet Paşa taraftarlarına gizliden verdiği talimatlarla, Mustafa Kemal Paşa üzerine siyasi baskı kurmaya çalışmıştır. Stadyumlarda İsmet Paşa kendisini alkışlatmış, bazı dost sofralarında ise sataşmaya varan sözler sarf etmiş ve bazı konuşmaları ile de Mustafa Kemal Paşa’yı son derece sinirlendirmiştir.
Mustafa Kemal Paşa gizlice kendi aleyhinde cereyan eden olayları günü gününe haber alıyordu. İsmet Paşa ile her karşılaştığında tarizlerde bulunuyor, bir nevi ikaz vazifesini yapıyordu.
Sonunda, bugünkü TV ve gazete yayınlarının aksine, aralarındaki ipler kopmuş, başlangıçta oluşan dostluk yok olup, bitmiştir. Yerini kırılganlıklar almıştır. Bu hal, Mustafa Kemal Paşa’nın ölümüne kadar devam etmiştir. Ne var ki, Mustafa Kemal Paşa tanzim ettirdiği vasiyetnamesinde İsmet Paşa’nın çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardımın yapılmasını vasiyet etmiştir. Niçin Mustafa Kemal Paşa vasiyetine böyle bir hüküm koymaya kendini mecbur hissetmiştir? Yoksa, İsmet Paşayı ölmüş mü biliyordu?
İstifade edilen kaynak:
Yalan Söyleyen Tarih Utansın, Mustafa Müftüoğlu,
Cilt:1, Sayfa:302 vd, Çile Yayınları,1981