Ve onlar

ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (2/102)
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise

sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz." (2/14)
Ey insanlar

sizin için apaçık bir düşmandır. (2/168)
Ey iman edenler

size apaçık bir düşmandır. (2/208)
Şeytan

bilendir. (2/268)
Faiz (riba) yiyenler

orada sürekli kalacaklardır. (2/275)
Ve meleklere: "Adem´e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise

(böylece) kafirlerden oldu. (2/34)
Fakat Şeytan

sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve aaaa vardır" dedik. (2/36)
İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün

yumuşak olandır. (3/155)
İşte bu şeytan

Ben´den korkun. (3/175)
Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim

kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım." (3/36)
Onlar

O´nu bırakıp da (birtakım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar. (4/117)
Ve onlar

artık ne kötü bir arkadaştır o. (4/38)
Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar

tağut´un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister. (4/60)
İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz

şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (4/76)
Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde

azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (4/83)
Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım

onlara bir aldanıştan başka bir şey va´detmez. (4/119-120)
Ey iman edenler

Allah´ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (5/90-91)
Böylece her peygambere

insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (6/112)
Üzerinde Allah´ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin; çünkü bu fısk´tır (yoldan çıkıştır). Gerçekten şeytanlar

sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli-çağrılarda bulunurlar. Onlarla itaat ederseniz şüphesiz siz de müşriklersiniz. (6/121)
Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden

sizin için apaçık bir düşmandır. (6/142)
Onlara

zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi. (6/43)
Ayetlerimiz konusunda ´alaylı tartışmalara dalanlar:´ -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa

artık zulmeden toplulukla beraber oturma. (6/68)
De ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah´tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra

asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk." (6/71)
Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O

şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu. (7/175)
Andolsun

ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" (7/11-22)
Ey Ademoğulları

inanmayacakların dostları kıldık. (7/27)
Kimine hidayet verdi

Allah´ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar. (7/30)
Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse

sonra peşlerini bırakmazlar. (7/200-202)
Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak

kalblerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. (8/11)
O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: "Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım" demişti. Ne zaman ki

ben Allah´tan da korkuyorum" dedi. Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (8/48)
Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey Babam

hüküm ve hikmet sahibi O´dur." (12/100)
İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki: "Efendinin katında beni hatırla." Fakat şeytan

böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı. (12/42)
(Babası) Demişti ki: "Oğlum

insan için apaçık bir düşmandır." (12/5)
İş hükme bağlanıp-bitince

zalimlere acı bir azab vardır." (14/22)
Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü

onu da parlak bir ateş izler. (15/15-18)
"Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna." (Allah) Dedi ki: "İşte bu

senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur." (15/40-42)
Andolsun Allah´a

fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azab vardır. (16/63)
Öyleyse Kur´an okuduğun zaman

onunla O´na (Allah´a) ortak koşanlar üzerindedir. (16/98-100)
Çünkü saçıp-savuranlar

şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (17/27)
Kullarıma

sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. (17/53)
"Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat

onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. "Benim kullarım; senin onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur." Vekil olarak Rabbin yeter. (17/64-65)
(Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü

ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan´dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu." (18/63)
Hani meleklere: "Adem´e secde edin" demiştik; İblis´in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi

saptırıcıları yardımcı-güç de edinmedim. (18/50-51)
Görmedin mi

onları tahrik edip kışkırtıyorlar. (19/83)
"Babacığım

o zaman şeytanın velisi olursun." (19/44-45)
Andolsun Rabbine

takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (19/68-72)
Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?" (20/120)
Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik. (21/82)
İnsanlardan kimi

şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir." (22/3-4)
Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki

(gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler. (22/52-53)
Ve de ki: "Rabbim

şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım." (23/97)
Ey iman edenler

bilendir. (24/21)
"Çünkü o

gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur´an´dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ´yapayalnız ve yardımsız" bırakandır." (25/29)
Allah´ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir

(asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. (25/55)
Onu (Kur´an´ı) şeytanlar indirmemiştir. (26/210)
Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar

´ günaha düşkün olan her yalancıya inerler. Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler. (26/221-223)
"Onu ve kavmini

böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar." (27/24)
(Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi

gerçekten açıkca saptırıcı bir düşmandır" dedi. (28/15)
Ad´ı ve Semud´u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki

böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi. (29/38)
Onlara; "Allah´ın indirdiklerine uyun" denildiğinde

onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)? (31/21)
Andolsun

ona uymuş oldular. (34/20)
Ey insanlar

ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır. (35/5-6)
"Ey adem oğulları

sizin için apaçık bir düşmandır;" (36/60)
Onun tomurcukları

şeytanların başları gibidir. (37/65)
Şüphesiz biz dünya göğünü ´çekici bir süsle´

artık onu da delip geçen ´yakıcı bir alev´ izler (ve yok eder). (37/6-10)
Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. (38/37)
Kulumuz Eyyub´u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan

bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti. (38/41)
Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben

senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım." (38/71-85)
Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa

bilendir. (41/36)
Kim Rahman´ın zikrini görmezlikten gelirse

) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız. (43/36-39)
Şeytan sakın sizi (Allah´ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o

sizin için açıkça bir düşmandır. (43/62)
Şüphesiz

şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır. (47/25)
Şüphesiz ´gizli toplantıların fısıldaşmaları´ (kulis)

yalnızca Allah´a tevekkül etsinler. (58/10)
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah´ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar

hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (58/19)
Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar

şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur. (59/15-17)
Andolsun

şeytanlar için taşlama-birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık. (67/5)
O (Kur´an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir. (81/25)