Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih´i (gönderdik. Salih

sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi. (7/73)
"(Allah´ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor

yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (7/74)
Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler)

içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz´aflara) dediler ki: "Salih´in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız." dediler." (7/75)
Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: "Biz de

gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız." (7/76)
Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih´e de şöyle) dediler: "Ey Salih

bakalım." (7/77)
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar." (7/78)
O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim

öğüt verenleri sevmiyorsunuz." (7/79)
Onlara

ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (9/70)
Semud (halkına da) kardeşleri Salih´i (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim

(duaları) kabul edendir." (11/61)
Dediler ki: "Ey Salih

senin bizi davet ettiğin şeyden kuşku verici bir tereddüt içindeyiz." (11/62)
Dedi ki: "Ey kavmim

bu durumda O´na isyan edecek olursam Allah´a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiçbir yarar) sağlamayacaksınız." (11/63)
"Ey kavmim

Allah´ın arzında yesin. Ona kötülük (vermek niyeti)yle dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azab sarıverir." (11/64)
Fakat onu öldürdüler. (Salih) Dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yararlanın. Bu

yalanlanmayacak bir vaaddir." (11/65)
Emrimiz geldiği zaman

aziz olandır." (11/66)
O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar." (11/67)
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkâr etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah´ın rahmetinden) uzaklık (verildi.) (11/68)
"Ey kavmim

sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil." (11/89)
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah´ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi). (11/95)
Sizden öncekilerin

biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz." (14/9)
Bizi ayet (mucize)ler göndermekten

fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz. (17/59)
Eğer seni yalanlıyorlarsa

Semud kavmi de yalanlamıştı. (22/42)
Ad´ı

Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik). (25/38)
Semud (kavmi) de

gönderilen (elçi)leri yalanladı. (26/141)
Hani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti. (26/142)
"Gerçek şu ki

ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim." (26/143)
"Artık Allah´tan korkup-sakının ve bana itaat edin." (26/144)
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; (26/145)
"Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?" (26/146)
"Bahçelerin

" (26/147)
"Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?" (26/148)
"Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz." (26/149)
"Artık Allah´tan sakının ve bana itaat edin." (26/150)
"Ve ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin." (26/151)
"Ki onlar

yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)." (26/152)
Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin." (26/153)
"Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen

bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim." (26/154)
Dedi ki: "İşte

belli bir günün su içme hakkı da sizindir." (26/155)
"Ona bir kötülükle dokunmayın

sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar." (26/156)
"Sonunda onu (yine de) kestiler

ancak pişman oldular." (26/157)
Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten

ama onların çoğu iman etmiş değildirler." (26/158)
Ve şüphesiz

esirgeyendir. (26/159)
Andolsun

zulmetmeleri dolayısıyla enkaza dönüşmüş ıpıssız evleri. Şüphesiz bilen bir kavim için bunda bir ayet vardır. İman edenleri ve sakınanları da kurtardık. (27/45-53)
Ad´ı ve Semud´u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki

böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi. (29/38)
Semud

böylece azabla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu. (38/13-14)
"Nuh kavmi

kullar için zulüm istemez." (40/31)
Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse

Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."
Onlara "Yalnızca Allah´a kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince

sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz." (41/13-14)
Semud´a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik

fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.
İman edenleri ve sakınanları ise kurtardık. (41/17-18)
Onlardan önce Nuh kavmi

Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı. (50/12)
Semud (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onlara: "Belli bir süreye kadar yararlanın" denmişti.
Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp-dururlarken

onları yıldırım çarpıp-yakaladı.
Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler

ne yardım bulabildiler. (51/43-45)
Semud´u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı. (53/51)
Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.
Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz."
"Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır

kendini beğenmiş bir şımarıktır."
Onlar yarın

kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir.
Gerçek şu ki Biz

bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret.
"Ve onlara

o) hazır bulunsun."
Derken arkadaşlarını çağırdılar

o da bıçağını kapıp ´hayvanı ayağından biçip yere devirdi.´
Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar

ağıldaki çalı-çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler. (54/23-31)
Semud ve Ad (toplumları)

kâria´yı yalan saydılar.
Bu nedenle Semud (halkı)

korkunç bir sesle helak edildi. (69/4-5)
Orduların haberi sana geldi mi?
Firavun ve Semud (ordularının)? (85/17-18)
Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud´a? (89/9)
Semud (halkı) azgınlığı dolayısıyla yalanladı;
En ´zorlu bedbahtları´ ayaklandığında
Allah´ın elçisi onlara dedi ki: "Allah´ın (deneme için size gönderdiği) devesine ve onun su içme-sırasına dikkat edin."
Fakat

kırıp geçirdi´; orasını da dümdüz etti.
(Allah

asla) Bunun sonucundan korkmaz. (91/11-15)